Radikal Demokrasi Nedir?

Postmodern döneme ait bir yaklaşım olan Radikal Demokrasi kavramı, temsilî liberal demokrasi uygulamalarının devlet ve toplum ilişkilerinde bir meşruiyet krizi yarattığı varsayımından hareketle bunun aşılması gerektiğini savunur. Bunu aşmak için yapılacak şey ise demokrasinin derinleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasıdır.

 

Radikal demokrasi, özgürlük ve eşitliğe dayalı liberal demokrasi anlayışına farklılığı da eklemleyerek demokrasinin tanımını genişletir. Çoğulculuğa vurgu yapan bu anlayışa göre, gerçekten çoğulcu bir demokrasi, farklılıkların tanınması ve tüm farklılıkların kamusal alana yansıtılmasıyla mümkün olabilir.

 

Dünyada Ernesto Laclau ve Chantall Mouffe’nun öncülüğünü yaptığı ve Türkiye’de ise Fuat Keyman’ın çalışmalarıyla katkı sunduğu radikal demokrasi kuramı, kimlik ve fark ilişkisine dayalı bir siyaset anlayışını ifade eder.

Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe

 

Radikal demokrasi kuramcılarına göre; liberal demokratik kurumlarca inşa edilen modern devlet, siyasal toplumdan ziyade devletin varlığı ve bekasını öncelemiştir. Bu da katılımcılık, çoğulculuk bireysel ve kolektif kimlik talepleri gibi temel değerlerin görmezden gelinmesine neden olmuştur. Bu bağlamda, devlet egemenliğini sorgulayan radikal demokrasi kuramı; siyasal alanı küresel, ulusal ve yerel bir etkileşim eksenine oturtur.

 

 

Radikal demokrasi anlayışında, özel bir anlam ve işleve sahip olan Sivil Toplum kavramı, tıpkı devlet ya da parti gibi siyasal alanın önemli bir öznesi olarak görülür.

 

Uzlaşıdan ziyade çelişki ve bu çelişkilerin tanınması üzerine kurulan Radikal demokrasi kuramı, kültürel, sınıfsal, etnik, cinsiyete ve kimliğe dayalı taleplerin demokratik mücadele biçimlerini meşru görür ancak bu kategorilerden herhangi birine hegemonik bir anlam yüklemez. Radikal demokrasi için önemli olan bu çelişkilerin birbirinin varlığını tanıması ve aralarında çıkacak çatışmanın diğerini yok etmek üzerine tasarlanmamış olmasıdır.