Pablo Escobar Kimdir? Kısaca Hayatı, Öldürülmesi ve Faaliyetleri

 

Pablo Escobar, gerek hayat hikayesi ve serveti, gerekse de ölümüyle  filmlere, kitaplara ve dizilere konu olan, hem ülkesi Kolombiya’da, hem de diğer pek çok ülkede adından sıkça söz ettiren ünlü bir uyuşturucu baronudur. Özellikle 1980’li yıllarda ve 90’ların başında etkili olmuştur. 

 

 

1 Kasım 1949’da Kolombiya’nın Rionegro kentinde doğan Escobar’ın tam adı, Pablo Emilio Escobar Gaviria’dır.

 

 

Öldürüldüğü 1993 yılına kadar, yaklaşık 20 yıl boyunca Kolombiya’nın uyuşturucu ticaretini yönetmiştir.

 

 

Peru, Ekvator ve Bolivya gibi koko bitkisinin önemli üreticilerine yakınlığı nedeniyle Kolombiya, uyuşturucu trafiği için oldukça önemli bir konuma sahiptir. Kolombiya’nın bu konumu, Escobar’ın uyuşturucu ticareti yapmasını ve bu işten çok büyük paralar kazanmasını kolaylaştıran en temel etkendir.

 

 

Nitekim yaptığı işler sayesinde inanılmaz büyük bir servete sahip olan Escobar, 1980’lerin ortalarına gelindiğinde dünyanın en zengin adamlarından birisi olmuştur.

 

 

Hatta 1989 yılında, ünlü Forbes dergisi, onu dünyanın en zengin 7. insanı olarak ilan etmiş ve servetinin, yaklaşık 25 milyar dolar olduğu ilan edilmiştir.

 

Pablo Escobar ve Medellin Cartel

 

 

Uyuşturucu dünyasına 1970’li yıllarda giren Escobar, daha sonra “Medellin cartel” olarak adlandırılacak bir suç organizasyonunun kurucuları arasında yer aldı.

 

 

Bu, onun için bir dönüm noktasıydı. Zira kısa bir süre içerisinde bu organizasyonun başı olmayı başarmıştı.

 

 

Örgüt büyük oranda; kokain üretimi, dağıtımı ve satışı konularına odaklanmış ve kısa zamanda büyümüştü.

 

 

Öyle ki, 1980’li yılların ortalarına gelindiğinde, Medellín cartel” dünya kokain ticaretinin önemli bir bölümünü elinde tutmaktaydı.

 

 

Bu sayede Escobar, inanılmaz bir güç ve servete sahip oldu.

 

 

Bu süreçte Escobar, fakirlere yardımı amaçlayan çeşitli projeleri de fonlamaya başladı. Bu durum onun bazı insanlar tarafından “modern Robin Hood” olarak adlandırılmasına yol açtı.

 

 

Hatta bu algı sayesinde Escobar, milletvekili seçilmiş ve 1982 yılında Kolombiya meclisine girmeyi başarmıştı.

 

 

Ancak bir takım “iyi” davranışlarda bulunmak, Escobar’ın kural tanımaz bir suçlu olduğu gerçeğini değiştirmeye yetmedi.

 

 

Ayrıca Escobar’ın başı, ABD’yle de fena halde dertliydi.

 

 

Çünkü, ABD’ye giren kokainin yaklaşık %80’ini Escobar kontrol etmekte ve onun ABD’ye ayda yaklaşık 70-80 ton uyuşturucu transfer ettiği düşünülmekteydi. Bu nedenle ABD, Escobar’ın yargılanmak üzere kendisine teslim edilmesini istiyordu.

 

 

Escobar’ın Kolombiya’da da karıştığı bir çok suç bulunmaktaydı.

 

 

Escobar, rakip uyuşturucu tacirlerinin yanı sıra, hükümet yetkilileri, polisler ve siviller gibi pek çok cinayetten sorumluydu.

 

Escobar’ın Hapse Girmesi ve Öldürülmesi

 

Kolombiya, hem Escobar’ın ülke içindeki güçlü konumu, hem de ülkede oluşan ABD karşıtlığı nedeniyle, Escobar’ı ABD’ye teslim etmeyi reddetti. Ancak, ABD’den gelen tepkiyi dindirmek ve içeride işlediği suçları kontrol altına alabilmek için 1991’de Escobar’ı yargıladı ve hapis cezası verdi.

 

 

Ancak Escobar’ın hapishanesi bilindik hapishanelere benzemiyordu.

 

 

Kolombiya’da Escobar’ın kendisi için lüks bir hapishane yaptırmasına izin verildi. “La Catedral” olarak adlandırılan bu hapishanede, gece kulübü, sauna, futbol sahası gibi pek çok imkan bulunmaktaydı.

 

 

Dahası, bu hapishanede telefon, bilgisayar, faks makinesi gibi iletişim araçları rahatlıkla kullanılabiliyor, Escobar çeşitli görüşmeler yapabiliyor ve istediğinde dilediği gibi “La Catedral” dışına çıkabiliyordu.

 

 

Dolayısıyla Escobar’ın hapsedilmesi, onun yasa dışı faaliyetlerini ve yaşam stilini değiştirmesinde neredeyse hiçbir sınırlama getirmemişti. “La Catedral” adeta göstermelik bir hapishaneydi ve hapishaneden çok bir villayı andırmaktaydı.

 

 

Üstüne üstlük Escobar, “La Catedral” de cinayet işlemeye devam ediyordu.

 

 

Escobar’ın kontrol altına alınamaması Kolombiya makamlarını, Escobar’ı gerçek bir hapishaneye taşıma konusunda ikna etti.

 

 

Bunun üzerine Escobar, “La Catedral” den kaçtı. Ancak Escobar’ın kaçak hayatı sadece bir yıl sürebilecekti.

 

 

Escobar, 1993 yılının Aralık ayında Medellin’de kendisini yakalamak isteyen askerlerle girdiği çatışmada öldürüldü. Escobar’ın ölümünün ardından liderliğini yaptığı bir zamanların büyük suç örgütü “Medellin Cartel” de kısa süre içerisinde dağıldı.

 

Escobar’ın fırtınalı hayatı bu şekilde sonlansa da, ardından birçok spekülasyon bıraktı.

 

 

Ayrıca Pablo Escobar’ın tarihin en çok merak edilen suçlularından biri olması nedeniyle, onun hayatı, sayısız kitap, film ve televizyon projesine konu oldu. Örneğin 2015 ve 2017 yıllarında Netflix‘de yayınlanan Narcos adlı dizi gibi.