Orhan Kemal’in Gurbet Kuşları Romanının Özeti ve Değerlendirmesi

Orhan Kemal, Gurbet Kuşları adlı romanını 1962’de yayımlanmıştır. Gurbet Kuşları adlı romandaki İflahsızın Memet, Orhan Kemal’in bir başka romanı olan Bereketli Topraklar Üzerinde adlı romandaki İflahsızın Yusuf adlı karakterin oğludur.

 

İfahsızın Memet, bir kuşluk vakti vagon vagon, kamyon kamyon İstanbul’a akan köylülerden biri olarak, Kurtalan’dan gelen bir trenle Haydarpaşa’ya ayak basar. İstanbullu, bu yorganlı, şalvarlı, yabanilerden bıkıp usanmıştır. Memet, adresini alıp geldiği Gaffur Emmisinden yardım göremeyince, Hamal Veli sayesinde, yığınla Anadolulu ırgatın barındığı bir handa kalmaya başlar.Bu handa görülen odur ki, İstanbul’a gelenleri sadece iş çevreleri sömürmez, birbirleriyle aynı sosyal ve ekonomik seviyeyi paylaşan, aynı amaçlarla İstanbul’da bulunanlar da birbirlerini sömürürler.

 

İflahsızın Memet, kaldığı handa bu tür dalaverelere şahit olduğu gibi, yurtlarından, yuvalarından kopan insanların nasıl cinsel sapmalara düştüklerini de göme fırsatı bulur. Babası Yusuf gibi, kendini kuşatan çıkarcı ilişkilerle, ekonomik sömürülerle, sosyo-kültürel aşağılamalarla uyum sağlamaya çalışsa da kendi iç dünyasındaki umudu ve direnci kaybetmez. Çalıştığı işten kaytarmaz, ama bu arada ırgatlığın geçiciliğini ve yetmezliğini de fark eder. Bu yüzden duvarcı ustası olmayı düşünür ve bunu öğrenir.

 

Diğer ırgatlar sadece karınlarını doyurmaya yarayan bir çalışma dünyasında umutlarını kaybedip kumar, cinsel sapma ve dedikodu gibi yollarla yozlaşırken; Memet, bu süreçte hem emeğinin değerini anlar; hem de köyünden aldığı dinsel ve geleneksel bilgileri sorgulamaya başlar. Artık dini, köyündeki imamın anlattığı gibi algılamaz. Allah bazı insanları efendi, bazı insanları kul olarak yaratmamıştır.

 

Memet’in Kadıköy civarındaki bir inşaatta duvarcılığı öğrenmeye başlamasından sonra hayatı hep dikey bir biçimde gelişir. Burada İnşaata komşu olan köşkün hizmetçisi Ayşe ile tanışarak onunla evlenir. Ayşe, yoksul bir aileden gelen karakterli bir kızdır. Üçkâğıtçı, yağcı ve ikiyüzlü Gafur’a yüz vermemesi, komşu hizmetçinin paralı erkeklerle beraber olmasını bir ahlâksızlık olarak görmesi, hep kocasıyla fabrikada çalışan Hatça ablası gibi bir hayat düşlemesi, onun hangi sosyal sınıfa ait olduğunun bilincinde olduğunun net göstergeleridir.

 

Bu sırada Menderes iktidarı yeni bir politik organizasyon kurarak, Vatan Cephesi adıyla mahallelere kadar varan bir örgütlenmeye gitmektedir. Memet’le Ayşe’nin patronu Hüseyin Korkmaz, parti büyüklerinin güvenini kazanmak için çevresindekileri bu cepheye kaydetmek ister. Ancak Memet ve karısı Ayşe buna yanaşmazlar ve buradaki işlerinden ayrılarak Ayşe’nin Hatça Ablam dediği işçi karı kocanın Zeytinburnu’ndaki gecekondularına yerleşirler. Zaten Memet’in Vatan Cephesi’ne girmemesinde bu çiftin tesiri de vardır.

 

Hatça ve kocasının hayatı çevresinde gecekondu, mutlu, onurlu ve güvenli bir mekân olarak ortaya çıkar. Ayşe ve Memet, burada yaşadıkları süre içerisinde taksitle bir arsa alırlar. Gündüzleri fabrikaya giderler geceler ise gecekondularını yapmaya başlarlar. Memet, bu aşamada, Anadolu’dan gelen yoksul insanların ve onları yöneten siyasi organların başka bir yüzünü görme fırsatı bulur. İnsanlar yarı aç yarı susuz, çamur içinde ördükleri duvarların yıkılmaması için yeşil elbiseli görevlilere para vermektedirler. Bu görevlilere Memet ile Ayşe de para verirler ve bu verdiklerinin “rüşvet” olduğunu gecekonduda “komünist” diye bilinen öğretmenden öğrenirler.

 

Gecekondudaki halkın çoğunluğu ise öğretmenin asiliğinden, devlet görevlilerine karşı çıkmasından oldukça rahatsızdırlar. Memet ve karısı ise, öğretmenin dürüst, akıllı ve insanî yönünü görürler. Roman, iflahsızın Memet’in öğretmen aracılığıyla kendi toplumsal sınıfını bulmasıyla sona erer. Bu anlamda İflahsızın Memet karakteri, yazarın dünya görüşünün ve gelecek anlayışının bir temsilcisi olarak ortaya çıkar.