Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar Adlı Romanının Özeti ve Değerlendirmesi

Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar adlı romanı 1972’de yayımlanmıştır. Tutunamayanlar yayımlandığı yıllarda çok tartışılan, eleştirilere konu olan bir roman olmasa da, yayımlandıktan on yıl kadar sonra, çok sayıda eleştirmenin dikkatini çekmeye başlamış ve Post-modern romanın ilkleri bağlamında birçok eleştirinin konusu olmuştur.

 

Roman, kişilerinin, olaylar içindeki davranışları ve ilişkilerinden çok, zihinsel devinimleriyle var olmaları ve kendi iç hesaplaşmalarıyla ilgilenir. Tutunamayanlar’ın konusunu, “Selim adlı arkadaşının intiharını araştıran mühendis Turgut Özben’in hayatı” olarak not etmek mümkünse de, romanın yapısı, olaylardaki düzensizlik ve karışıklık, sembolik anlatımlar, böyle bir belirlemeyi çok yüzeysel kılacaktır.

 

Romanın dış kurgusu diyebileceğimiz Sonun Başlangıcı bölümü, bir gazeteci tarafından verilen bilgileri nakleder. Turgut Özben, yaşadıklarından çıkardığı notları gazeteciye göndermiş ve bu notların yayımlanmasını istemiştir. Gazeteci bu olaydan iki yıl sonra bu notları bazı isimleri değiştirmek suretiyle yayına hazırlamıştır. “Yayımlayıcının Açıklaması” bölümünde ise, notlarda geçen yer ve şahıs isimlerinin gerçekle ilgisi olmadığı belirtilir. Kitabın sonuna eklenen Turgut Özben’in Mektubu’nda ise, Turgut, romanın asıl hikâyesini, Selim’in intiharını araştırmaya başlamasını ve arkadaşının günlüğünden oluşan kurguyu anlatır. Bu bölümdeki asıl maksat, okuru, Turgut, Selim ve Süleyman’ın yaşadıklarına hazırlamak, ayrıntılara dikkat çekmektir.

 

Romanın iç kurgusuna gelirsek, Özben, arkadaşı Selim Işık’ın intihar ettiğini öğrenir ve bu intiharın sebeplerini araştırmaya koyulur. Turgut öncelikle, Selim’in arkadaşlarıyla görüşür. Bu isimlerden biri Esat’tır. Esat, Selim’i liseden beri tanımaktadır. Selim’in ilginç bir karakteri olduğunu; kıvrak bir zekâsı ve oyuncu yeteneği olan Selim’in Oscar Wilde ve Maksim Gorki gibi yazarlar okuduğunu anlatır.

 

Selim’in arkadaşlarından bir diğeri, Süleyman Kargı’dır. Süleyman, Turgut’a Selim’in altı yüz mısralık bir şiirini verir. Bu şiir, Selim’in kafa karışıklığını ve bunalımlarını yansıtan bir metindir. Selim şiirinde kendisinin, yalnız, sabırsız, amansız, cansız biri olarak bilindiğini anlatır. Evlenme noktasına geldiği kız arkadaşı Gülseli ise Selim’in her şeyden kuşkulandığını ve geleceğe güven duymadığını söyler. İlişkilerini doğal bir sonuca ulaştıramayan Selim’in inancı da yoktur; kendisini bağlayacak bütün değerlerden kaçmaktadır. Bir ara yaşadığı bunalımı hafifletmek için kendini içkiye verir. Hiçbir çevrede tutunamayan Selim, Gülseli’ye gönderdiği mektuptan sonra intihar etmiştir.

 

Ayrıca hayatının sonlarına doğru “tutunamayanlar”a ilişkin bir ansiklopedi hazırlayan Selim, kendisi için de bir madde ayırmıştır. “Tutunamayan” Selim’in arka planı bu maddede verilmektedir. Selim, bir kasabalıdır ve babası küçük bir memurdur. Çocuk yaşta büyük şehre göç ederler. Sınıfın arka sıralarına oturur; yaşıtlarının okumadığı kitapları okur. Dünya savaşı çıktığında askere giden Selim, orada Süleyman Kargı ile tanışır. Askerlikten sonra iş bulamaz veya bulduğu işlerde çalışmaz; kendini terk edilmiş olarak hisseder.

 

Turgut Selim’in intihar edişini araştırdığı bu süreç boyunca değişir ya da daha doğru bir ifadeyle kendisinin farkına varır. Alışılmış bağlar altında hayatını sürdürdüğünü düşünen Turgut, giderek Selim’le özdeşleşerek kendisinin de bir “tutunamayan” olduğunu fark eder. Böylece o da kendini bağlayan toplumsal değerlerden kopmaya başlar ve romanın sonunda ortadan kaybolur.