Montessori Ne Demek? Maria Montessori ve Çocuk Eğitimi

Montessori Eğitimi Nedir?

 

Geliştirdiği ilkeler ve uygulamalarla çocuk eğitiminde bir çığır açan Dr. Maria Montessori, kendi görüş ve önerilerini bir araya getirdiği ilk önemli yapıtı olan “Kendi El Kitabım” da (1914), daha sonra “Montessori Eğitimi” olarak da anılacak olan eğitim sistemini şu sözlerle tanımlıyor:

 

“Montessori eğitimi, çocuğa, önceden hazırlanmış bir ortamda, kendi kendini geliştirebilecek bicimde hareket özgürlüğü tanımayı amaçlayan, kendi kendine oluşan ve gelişen bir eğitim sistemidir… Bu eğitim sisteminde eğiticinin görevi, çocukta daha ilk baştan var olan gelişme potansiyelini, çocuğun en üst düzeye kadar geliştirmesine yardımcı olmaktan ibarettir.”

Maria Montessori Kimdir?

 

1870’te İtalya’nın Ancona yakınındaki Chiaravalle köyünde doğan Maria Montessori İtalya’da tıp öğrenimi görmesine izin verilen ilk kadındır. Montessori, eğitimini Roma Üniversitesi Tıp Fakültesinin Akıl ve Sinir Hastalıkları Bölümünde tamamladı. Ardından iki yıl sureyle Üniversite Kliniğinin Düşük Zekâlı Çocuklar Bölümünün yöneticiliğini yaptı.

 

Buradaki çalışmaları sırasında uyguladığı eğitim, yöntem ve araçlarla, zihinsel açıdan sorunlu olan çocukların zekâlarının gelişiminde tıbbi tedavinin yanı sıra başka bazı destekleyici ve eğitsel yaklaşımların da olumlu etkilerinin olduğunu gördü. Hatta bu tür bir yöntemle eğitilmiş olan çocukların normal çocuklar için açılmış sınavlarda başarı gösterebilecek düzeye erişebildiklerini saptadı.

 

Montessori, bu tarz çocukların etkin bir şekilde eğitilmeleri halinde normal çocukların zekâ düzeyine ulaştıklarını gözlemleyince, normal çocukların eğitiminde, bunların çok daha iyi sonuçlar elde edebileceğini düşünerek Montessori Yöntemi ya da Montessori Eğitimi olarak anılacak olan eğitim sistemini geliştirdi. Roma’nın yoksullar mahallesi olan St. Lorenzo’da okul öncesi eğitim cağındaki çocuklar için bir “Çocuklar Evi” kuran Montessori, geliştirdiği bu yeni eğitim sistemini ilk olarak burada uygulamaya koydu.

 

Montessori’nin geliştirmiş olduğu bu sistem, onun Avrupa, Amerika ve Asya’nın çeşitli ülkelerinde düzenlemiş olduğu kurslar sayesinde uluslararası bir nitelik kazandı ve böylece “Montessori Yöntemi” dünya çapında bilinen ve uygulanan bir eğitim modeli oldu. İkinci Dünya Savaşı esnasında Hindistan’da yaşayan Montessori, bu ülkeden döndükten sonra 1952 yılında Hollanda’da öldü.

 

 

 

Montessori Eğitim Sisteminin Genel Özellikleri

 

Maria Montessori’nin öncülüğünü yaptığı ve bu nedenle “Montessori Yöntemi” olarak adlandırılan bu eğitim anlayışı, 1900-1914 yılları arasında ortaya çıkan ve bireyciliğin, kişisel yetenek ve yaratıcılığın ön planda olduğu bir eğitim akımı içinde yer almaktadır. O zamana kadar dış çevre, yetişkinler, toplumsal uyum gibi etkenler tarafından belirlenen eğitim sistemi, bu dönemde yerini çocuğun kendisini temel unsur olarak ele alan yeni bir yaklaşıma bırakmıştır.

 

Bu yaklaşımda eğitimin ana görevi, çocuğun, içinde potansiyel olarak getirdiği güçlerin ve yeteneklerin açılıp gelişmesine yardımcı olmak şeklinde belirlenmiştir. Bu anlayışa göre,

 

Çocuğun kendiliğinden etkinlik göstermesine izin verilerek gelişimi engellenmemeli;

 

Öğretmen katı ders programlarına bağlı kalmaktan kurtarılmalı;

 

Okul, çocuk-öğretmen, öğretmen-ebeveyn arasında dinamik ilişkilerin kurulmasıyla canlı bir ortama dönüştürülmeli;

 

Eğitim çocuğun doğal yetenek ve ilgilerine yönelmeli ve onun etkin olmaya yönelik yetileri desteklenerek ezbere dayanan ve çocuğu pasifleştiren eğitime son verilmelidir.

 

 

Maria Montessori yukarıda özetlemeye çalıştığımız bu kuramsal yaklaşımı, ilk kez uygulamaya geçiren isim oldu. Kurmuş olduğu Çocuk Evlerinde, çocuğun kendiliğinden eyleme geçme dürtüsünü besleyecek ve cesaretlendirecek bir ortamın yaratılmasına ve bu konuda bilinçlendirilmiş öğretmenlerin yetiştirilmesine çalıştı.

 

Montessori’ye göre çocuk, etkinlik alanını ve bunun biçimini kendi ilgi ve yeteneklerine göre seçmekteydi. Bu nedenle çocuk eğitiminde yapılması gereken iş, çocuğun bu kendiliğinden gelen etkin olma dürtüsüne uygun düşecek oyun ve uğraş araçlarını kendisine sunmaktı. Böylece çocuğun yetenekleri, hiçbir dış müdahaleye gerek kalmadan açılıp gelişecekti. Ayrıca yine Montessori’ye göre çocuk, özgür bir seçim sonucunda eylemlerini isteyerek gerçekleştirdiğinde çalışma şevki ve zevkini kazanmakta, böylece iç disiplinini kendiliğinden ve dış müdahaleye gerek kalmaksızın sağlamaktadır.

Bu makale işinize yaradı mı?
[Total: 1 Average: 5]