Keşmir Sorunu Hakkında Kısaca Bilgi: Nedir, Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Keşmir Sorunu olarak bilinen kriz, 1947 yılında İngiltere’nin Hindistan ve Pakistan‘a bağımsızlık vermesiyle başladı.

 

Bağımsızlık, uzun yıllardır devam eden İngiliz sömürgeciliğinin sona erdirse de; İngilizler bölgeden çekilirken, arkalarında bir yığın problemli konu bırakıyordu.

 

Hindistan’ın doğusunda ve batısında iki Pakistan kuruluyor; ülkedeki 562 prensliğin Hindistan’a veya Pakistan’a bağlanmak konusunda kendi kararlarını kendileri vermeleri isteniyordu.

 

Bu durum birçok bölge üzerinde Hindistan ve Pakistan arasında çekişme yaratıyordu.

 

Bu bölgelerin en önemlisi ve iki ülke arasında kronik bir sorun haline gelecek olanı ise Keşmir adlı bölgeydi. 

 

Keşmir, Hindistan’ın kuzeyinde Çin, Tacikistan ve Pakistan ile çevrelenen yerde bulunmakta olan ve nüfusunun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bir bölgeydi.

 

Keşmirce, Puncapça, Dogrice, Gajra ve Tibetçe’nin konuşulduğu bölgede; Hintliler ve Budistler dağınık halde yaşıyorlardı.

 

Bölgenin %90’ı ise Müslümanlardan oluşmakta olup bunlar Pakistan’a bağlanmak istiyordu. 

 

Bu nedenle her şeyin halkın isteği doğrultusunda gelişeceği ve bölgenin Pakistan’a bağlanacağı bekleniyordu.

 

Ancak Keşmir Prensi (mihrace), Hindu asıllı Hari Singh’di ve Hindistan ile yaptığı anlaşma sonucunda bölgeyi resmi olarak Hindistan idaresine geçirdi.

 

Mihrace Hari Singh’in bu kararı, bölgeyi bir anda uzun yıllar sürecek ateş çemberinin içine düşürdü.

 

Bu oldubittiye karşı çıkan Pakistan, 1947 yılının Ekim ayında Keşmir’e girmeye başladı ve Srinagar’a kadar ilerledi.

 

Ancak Hint birlikleri burayı önceden işgal etmiş olduğundan, daha fazla ilerleyemedi ve bölgede geçici bir sınır oluştu.

 

Ülkenin %30’u Azad Keşmir adıyla Pakistan’ın denetiminde kalırken; Keşmir Vadisi, Jamnu ve Nadakh ise Hindistan’da kaldı.

 

Böylece Keşmir, ikiye bölündü.

 

BM, 1948 yılında sorunun bölgede yapılacak bir halk oylamasıyla çözülmesini önerdi.

 

Bu öneri Pakistan tarafından hemen kabul edildi.

 

Ayrıca dönemin Hindistan devlet başkanı Cevahirlal Nehru da bu tür bir çözüme sıcak baktığını açıkladı.

 

Hatta Nehru, konuyla ilgili yaptığı bir konuşmada “Keşmir halkı, yapılacak olan halk oylamasında biz, Hindistan ile beraber olmak istemiyoruz derse, bunun bize acı vereceğini bilerek durumu kabul edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

 

Ancak, defalarca dile getirilmiş olmasına rağmen Keşmir’in geleceğini belirlemek için hiçbir zaman halk oylamasına başvurulmadı.

 

Çünkü böyle bir gelişme, Hindistan açısından Keşmir’in kaybedilmesi anlamına geliyordu.

 

Ayrıca Keşmir örneğinin diğer etnik ve dini azınlıkların bağımsızlık taleplerini tetikleme ihtimali ve ülkenin parçalanacağı düşüncesi de Hindistan’ı referandumu engelleme konusunda tetikliyordu.

 

Hindistan bu çekincelerle halk oylaması yapılmasını türlü bahanelerle engelledi.

 

 

1962’de Çin, Hindistan’ın elinde bulunan “Aksay Çin” bölgesini ele geçirince Keşmir Sorunu Çin’in de dahil olduğu içinden çıkılmaz bir mesele haline geldi. Aksay Çin daha çok Budistlerin yaşadığı ve Çin açısından stratejik öneme sahip bir bölgeydi. 

 

Pakistan bu konuda Çin’in yanında yer alarak, Aksa-yı Çin ile Azad Keşmir arasında bir koridor vererek Hindistan’a karşı Çin’e önemli bir destek vermiş oldu.

 

Hindistan ile Pakistan, Keşmir sorunu nedeniyle 1965, 1971 ve 1999 yıllarında üç kez sıcak savaşa giriştiler.

 

Ancak bu savaşlar, bölgedeki müslüman ahalinin büyük kayıplar vermesinden başka bir işe yaramadı.

 

Hatta 1971 krizinde, Keşmir meselesi bir anda boyut değiştirirek Pakistan’ın parçalanmasına yol açtı.

 

Müslüman Bengallerin yaşadığı Doğu Pakistan, Hindistan ve Pakistan arasındaki çatışmadan yararlanmak ve Hindistan’ın desteğini almak suretiyle bağımsızlığını ilan etti ve Bangladeş adını aldı.

 

Ayrıca Keşmir Sorunu, iki ülkenin de derin ekonomik sıkıntılarına rağmen büyük askeri harcamalar yapmasına ve nükleer birer güç haline gelmelerine yol açtı.

 

Hala çözüme kavuşturulamamış olan Keşmir sorunu, yeni problemler ve sorunlar üreterek varlığını sürdürmeye devam etmektedir.