İngiltere’de Hükümet Sistemi: İngiliz Parlamentarizmi ve Özellikleri

Tecrübeye ve uygulanabilirliğe dayalı olarak uzun yüzyıllarda gelişen bir yapı olan İngiltere’nin yönetim şekli, cumhuriyet olmayan bir demokrasi örneğidir.

 

Birleşik Krallık ile ilgili olarak sıklıkla dile getirilen en temel özellik yazılı bir anayasaya sahip olmama ve bu durumdan kaynaklanan esnekliğin varlığıdır.

 

Birleşik Krallıkta devlet kuruluşlarının yapısı ve yetkileri ile vatandaşların haklarını belirleyen ve yazılı olarak kaleme alınan tek bir kaynağın varlığından ziyade; farklı zamanlarda oluşan ve oluşmaya devam edene pek çok yazılı kaynakla birlikte, uzun yıllardır uygulanan ancak yazılı kural altına alınmamış örf ve adetlerin de anayasa statüsünde korunması karşımıza çıkar.

 

Parlamento resmi olarak uymak zorunda olmadığı bu kurallara teamül olarak uyar.

 

Birleşik Krallık siyasal sisteminin en temel özelliği rejimin parlamento egemenliğine dayanmasıdır.

 

İki meclisli olarak varlığını sürdüren parlamentoda, avam kamarası siyasal egemenliğin kullanıcısıdır.

 

Avam Kamarası, Tarihsel gelişim içinde, doğuştan kazanılan ayrıcalıklar temelinde şekillenen ikinci meclis aleyhine yasama yetkilerini genişletmiştir. Meşruiyetini genel oy ilkesine dayalı demokratik seçimlerden alır.

 

Hükümet avam kamarası içinden çıkar. Dolayısıyla sert kuvvetler ayrılığı söz konusu değildir.

 

Başbakan ve kabine parlamentoya karşı hem bireysel hem de ortaklaşa, istisnai bazı durumlar hariç sorumludur. Yani parlamento tarafından görevlerine son verilebilir. Ancak bu yetki, genellikle çoğunluk hükümeti çıkaran Birleşik Krallık siyasal sisteminde çoğunlukla işlevsiz durumdadır.

 

Anayasal özellik olarak Birleşik Krallık üniter bir yapıya sahiptir.

 

Ancak üniter sistem içerisinde yönetsel birim olarak yerel idarelere ve 1997’den beri yerel parlamento ve meclislere merkezden yetki devri söz konusudur. Ancak bu durum devletin üniter niteliğini değiştirmez.

 

Yerel yönetimler önemli işlevler yerine getirmekle beraber; merkezi hükümete bağlıdırlar. Mali özerklikleri olmadığı gibi yetkileri anayasal garanti altına alınmış da değildir.

 

Bölgesel parlamentolara yetki devri de anayasal olmaktan ziyade, siyasal bir durumdur. Yani Amerika Birleşik Devletleri örneğindeki federal sistemlerdeki gibi federal devlet ile federe devletleri karşılıklı olarak bağlayan anayasal bir kural değildir.

 

Birleşik Krallıkta yüksek mahkeme görevi, 2009 yılına kadar Lordlar Kamarasına aitti. Bu tarihten sonra ise Lordlar Kamarasından ayrı bir yüksek mahkeme oluşturulmuştur. Ancak yargının hükümetten tam bağımsız olarak çalışmasını sağlayacak olan yüksek mahkemenin, Birleşik Krallığın, anlattığımız siyasi özellikleri nedeniyle pratikte bir anayasa mahkemesi gibi görev icra etmesi mümkün gözükmemektedir.

 

Birleşik Krallık anayasal monarşisinde hükümdarın yürütme gücü ortadan kalkmakla beraber sembolik olarak bazı rollere sahiptir. 

 

Monarşi, devleti ve onun birliğini temsil eder. Aynı zamanda kilisenin başı ve silahlı kuvvetlerin başkomutanıdır. Ancak hükümdar kanun yapamaz, vergi toplayamaz, kamu kaynaklarını harcayamaz. Parlamentonun kendisine resmi görevlerinden dolayı tahsil ettiği bütçeyi harcar ve kişisel servetinden dolayı vergi öder.

 

Görüldüğü gibi Birleşik Krallık siyasal sistemi içinde Taç’ın temsil ettiği güç parlamenter sistemlerdeki sembolik devlet başkanlığına karşılık gelir.

 

Yürütmenin başıdır ancak parlamentoya karşı bireysel ve ortak siyasal sorumluluk hükümdara ait değildir. Gerçek siyasal yetkiyi elinde bulunduran başbakan ve kabinesine aittir.

 

Birleşik Krallık siyasal sisteminde en önemli ve en güçlü siyasi kurum kabine, en güçlü figürün de başbakan olduğu söylenebilir.

 

Bunun temel nedeninin uygulanan seçim sisteminin dar bölgede çoğunluk esasına dayanması ve bu nedenle çoğunlukla tek parti hükümetlerine yol açmasıdır. Sıkı parti disiplini de buna eklenince yasama-yürütme ayrılığının yerini çoğunluk hükümetinde kuvvetler birliği almaktadır.

 

 

Yönetim şekli parlamento egemenliği doktrinine dayalı Birleşik Krallık’ta parti-hükümeti sisteminin içselleştirdiği güçlü kabine, güçlü başbakan olgusunun seçilmiş diktatörler üretmemesinin kökenleri arasında güçlü bir sivil toplumun varlığı gösterilebilir.

 

Birleşik Krallık ’ta çıkar ve baskı grupları devletten/hükümetten bağımsız olarak yüzyıllardır faaliyet göstermektedir.

 

Siyasi yelpazenin solunda veya sağında iyi örgütlenmiş, faaliyet gösterdiği alanı iyi tanıyan siyasi ve bürokratik karar alıcılarla kurumsallaşmış ilişkiler oluşturan çok sayıda çıkar ve baskı grubu vardır.