Gerçeklik ve Doğruluk Arasındaki Fark Nedir?

Gerçeklik ve Doğruluk kavramları günlük dilde sıkca birbiri yerine kullanılan ve sanki aralarında herhangi bir anlam farkı yokmuş gibi görülen kavramlardır. 

 

Ancak bu iki kavram, bilgi ve varlık felsefesi (epistemoloji ve ontoloji) açılarından değerlendirilirse, birbirinden farklı şeyler oldukları ortaya çıkar.

 

Şimdi kısaca bu farkı inceleyelim. 

 

Gerçek, insan bilincinden bağımsız olarak vardır.

 

Gerçek, bizim dışımızda ve bizden bağımsız olarak vardır.

 

Gerçeklik somuttur, nesneldir. Biz onu kavrasak da, kavramasak da vardır.

 

Bu bağlamda gerçekliğin iki temel yönünün bulunduğu söylenebilir. 

 

Bunlar “dışsallık” ve “somutluk” yönüdür. 

 

Nesnelerin öznenin algısından bağımsız olarak var olması durumuna “dışsallık” denir.

 

Somutluk ise nesnel gerçekliğin belli bir mekân ve zamanda gözlemlenebilir, test edilebilir ve nicelik olarak ölçülebilir olması durumudur.

 

Öyleyse gerçeklik, öznenin algısından bağımsız, mekan ve zaman düzleminde gözlemlenebilir, test edilebilir ve ölçülebilir olandır. 

 

Peki doğru ya da doğruluk nedir?

 

En basit ifadesiyle doğruluk, herhangi bir bilgiye ilişkin ortaya konulan değer yüklü bir tanımlamadır.

 

Bu tanımdan anlaşılacağı üzere doğru, gerçeğin aksine soyuttur ve zihinsel bir kavrayışın ürünüdür.

 

Doğruluk, zihinsel bir genelleme, soyutlama, sınırlama ve çözümlemenin sonucu olarak ortaya çıkar.

 

Özetle, bireyin nesneyi zihinsel ve duyusal süreçten geçirerek algılamasıyla ortaya çıkar.

 

Doğruluk, düşüncenin nesneyle uyuşması durumudur.

 

Doğruluk, gerçekliğin özne tarafından algılanan, onun tarafından deneyimlenen halidir.

 

Dolayısıyla özne gerçekliği söyleyemez, onu bilemez.

 

Özne için söylenebilir ya da bilinebilir olan, gerçekliğin öznedeki izdüşümü olan doğruluktur.