Genel Hatlarıyla Durumsallık Yaklaşımı Nedir?

Durumsallık Yaklaşımı, her yer ve zamanda geçerli en iyi bir organizasyon yapısı ve yönetim ilkesi olmadığını, bunların şartlara bağlı değişkenler olduğunu savunan yönetim bilimi yaklaşımıdır.

Klasik ve neo-klasik örgüt kuramlarının en iyi örgütlenme ilkeleri ve en iyi örgüt yapısı konusundaki görüşlerinin yetersizliğine vurgu yapan Durumsallık Yaklaşımına göre örgütler, değişken çevresel koşullara uyum sağlayabilen açık sistemlerdir.

En iyi örgüt biçimi, çevreye, teknolojik yapılara, örgütün büyüklüğüne, insan faktörüne, çalışanların beceri ve yeteneğine ya da örgütün yaptığı işin niteliğine göre değişir. Hatta aynı örgüt içinde dahi birimlerin işlevlerine göre farklı yönetim yaklaşımları benimsenebilir.

Diğer bir ifadeyle durumsallık yaklaşımı, yönetimde geçerli “en iyi yolu” bulmak yerine, her örgütün sahip olduğu iç ve dış koşullara göre farklı yönetim biçimlerine evrilmesi gerektiğini savunur. 

Durumsallık Yaklaşımına göre örgüt yapısı “bağımlı değişken” dir. Örgüt yapısının nasıl olması gerektiğini, “bağımsız değişken” durumundaki  iç ve dış koşullar belirleyecektir.

Dolayısıyla bir örgütün etkin ve verimli olabilmesi, birtakım evrensel yönetim ilkelerini uygulamaktan değil, iç ve dış şartlar ile yönetim yapısı arasında bir uyum yakalamaktan geçer.

En iyi denilebilecek bir yönetim biçimi, örgüt yapısı, kuralı, politikası yoktur.

Çevresel koşullara ve teknolojik gelişmelere yani dış etkilere ve örgütsel duruma yani iç koşullara göre hareket edilip, en etkin yönetim sistemi oluşturulmalıdır.

Durumsallık Yaklaşımına katkıda bulunan teorisyenlerin başında Tom Burns ve George Macpherson Stalker gelir. Burns ve Stalker, geliştirdikleri “mekanik örgüt – organik örgüt ayrımıyla” durumsallık kuramına önemli bir katkı sağlamışlardır.

Onlara göre mekanik örgüt yapısı, çevre koşullarının dengeli, durgun ve değişim hızının az olduğu durumlarda en uygun örgüt biçimidir.

Çevre koşullarının sıklıkla değişkenlik gösterdiği durumlara ise organik örgüt yapısı uygundur.

Burns ve Stalker’in mekanik olarak nitelendirdikleri örgütler; uzmanlaşma, biçimsellik ve merkeziyetçilik gibi özelliklere sahiptir.

Yavaş ve geleneksel bir işleyişe sahip olan bu örgütler rutin faaliyetler, önceden belirlenmiş davranışlar için uygundur.

Buna karşın organik örgütler ise, esnek ve uyum gösterebilen bir yapıya sahiptir.

Bu örgütlerde kesin görev tanımları yoktur ve dikeyden ziyade yatay iletişim egemendir.

Organik örgütler hızla değişen istikrarsız çevreler için uygun örgütlerdir.

Durumsallık Yaklaşımına katkıda bulunan diğer önemli isimler, Fred Emery ve Eric Trist‘tir.

Emery ve Trist geliştirdikleri kuramda, örgütsel çevrelerin değişim hızlarını ele alarak bunları sınıflandırmışlar ve işletmelerin hangi çevre şartlarında hangi örgütsel yapıya sahip olmaları gerektiğini belirlemişlerdir.

Bu bağlamda Emery ve Trist örgüt çevrelerini şöyle sınıflandırmıştır:

  • Değişim hızı ve belirsizliğin en az olduğu çevre olan “Durgun ve Dağınık Çevre”
  • Değişim hızının az ancak çevresel tehditlerin yoğun olduğu “Durgun ve Yoğunlaşmış Çevre”,
  • Rekabetin daha yüksek olduğu “Dengesiz ve Tepki Gösterici Çevre”,
  • Belirsizliğin en yüksek ve karmaşık düzeyde olduğu “Çalkantılı-Karmaşık Çevre”

Bu çevrelerden ilk ikisi Burns ve Stalker’in mekanik örgütlenme biçimiyle, son ikisinin ise organik örgütlenme biçimiyle örtüşür.

Örgütlerin bulundukları çevresel koşulları, bu yapı üzerinden belirlemesi ve yapılarını bu koşullara uyarlaması gerekmektedir.

Bu isimler dışında, Paul R. Lawrence, Jay W. Lorsch, Alvin Toffler (Şok Gelecek Korkusu), Robert Duncan (Algılanan Belirsizlik), Joan Woodward gibi teorisyenler de çalışmalarıyla Durumsallık Yaklaşımına katkıda bulunmuş diğer bazı önemli isimlerdir. 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.