Büyük Petro Kimdir? Deli Petro’nun Hayatı ve Rus Tarihi Açısından Önemi

Rus İmparatoru Büyük ya da Deli Petro, 1682’de tahta geçti. Tahta geçtiği sırada Rusya, Avrupa siyasetinde hiçbir ağırlığı olmayan sıradan bir devlet konumundaydı. Rus modernleşmesi onun reformları ile başladı ve sonraki hükümdarlar tarafından da devam ettirildi. Büyük Petro Rusya için o kadar önemlidir ki, onun dönemi milletlerin gelişiminde liderlerin oynadığı role örnek olarak gösterildi.

 

Çocukluğunda Latince, Almanca ve Felemenkçe öğrenen Petro, Avrupa tarihine dair kitaplar okudu ve bu medeniyet hakkındaki bilgisini arttırdı. Okuduğu kitaplar onun Batı medeniyeti ve modernleşmesine merak duymasını sağladı.

 

Petro, 1697’de 270 kişilik bir toplulukla kendisini Topçu Petr Mihaylov adıyla gizleyerek Avrupa’ya gitti ve bu yolculukta çok merak ettiği Avrupa medeniyetini keşfetme imkânı buldu. Amsterdam ve Zaandam tersanelerinde birkaç ay kaldı. Bir işçi gibi çalışarak Königsberg’de topçuluk, Amsterdam’da marangozluk ve Londra’da gemi inşası eğitimi aldı. Avrupa’da kaldığı sürece gördüğü her şeyi inceledi ve gördükleri hakkında örnek modeller hazırlattı.

 

Petro’dan önce düzenli bir Rus ordusu yoktu. Rus ordusu, soyluların beslediği askerler, Kazaklar, strelitzler ve ordunun yarısını meydana getiren yabancı paralı askerlerden oluşuyordu. Bu nedenle askerliği zorunlu hâle getirdi ve Rusya’nın ilk millî ordusu onun zamanında kuruldu. Böylece paralı askerlere olan ihtiyacın ortadan kalkmasını sağladı.

 

Petro’nun modernleşme çabasında en büyük pay askeri reformlara ayrıldı. Çünkü Petro’nun 36 sene süren hükümdarlık yıllarının 23 senesi Türkler ve İsveç ile girdiği uzun savaşlarla geçti ve bu durum onu, öncelikli olarak askeri yapıyı modernleştirmek zorunda bıraktı.

 

Petro, ateşli silahların kullanılmasını yaygınlaştırdı, askeri eğitime önem verdi. Kara ordusunda ve donanmada ağır silahları kullanacak insanların eğitimi için akademiler kurdu. Daha önce Rusya’nın Baltık Denizi’nde ve Karadeniz’de limanı olmadığı için donanması da yoktu. Yine ilk Rus donanmasını da Büyük Petro kurdu ve böylece ülkesinin denizlerde de önemli bir güç olarak boy göstermesini sağladı.

 

1725’e gelindiğinde Rusya’nın artık 50 savaş gemisi ve 400 kadırgası vardı ve bu, ülkeyi en azından Baltık Denizi’nde söz sahibi yaptı. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki yeniçerilere benzeyen ve yapılacak işleri engelleyen strelitzleri de yine Büyük Petro ortadan kaldırdı.

 

Petro, ekonomik açıdan da önemli reformlara imza attı. İktidarının ilk yılları Rusya’nın ekonomik açıdan en geri olduğu döneme rastlayan Büyük Petro, bu durumu düzeltmek için geniş çaplı bir reform hareketi başlattı. Kentlerin gelişmesini sağlamak için tüccar ve zanaatkârlara kendi belediyelerini kurma imkânı sağladı. Lonca sistemini geliştirdi, sanayinin gelişmesine ve millileşmesine çalıştı. Rusya’da sanayi fazla gelişmemişti ve olanlar da yabancılar tarafından işletiliyordu. Bu nedenle Petro, en önemli sanayi sektörlerini devlet tekeline aldı. Sübvansiyonlarla yeni sektörlerin doğmasını sağladı.

 

Tahta çıktığında Rusya’da üretilen mal çeşidi 21 iken öldüğünde bu sayı 200’e çıkmıştı. Ülkesinin dış ticaret hacmini yedi kat arttırdı, toprak mülkiyetini yeniden düzenledi ve serflerin sanayi işlerinde çalışmalarını sağladı.

 

Rus takvimini Avrupa’nın kullandığı takvime uygun hale getirdi. Slav alfabesini modernleştirdi. İlk Rus gazetesi Vedemosti’yi yayınlattı. 1724’te Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi’ni kurdu. Eğitim sistemini laikleştirdi, Avrupa’ya çok sayıda öğrenci göndererek soylular dışındaki toplumsal tabakalara eğitim imkânı sağladı. Batı dillerinde yayımlanan kitapları Rusça’ya çevirtti.

 

Petro’nun bir diğer önemli reformu din alanındaydı. Reformları önündeki en büyük engellerden biri olarak gördüğü Ortodoks Kilisesi’ni bir devlet dairesi statüsüne sokan Petro, kilisenin elindeki mali gücü kısıtladı. Küçük manastırlar kapattı; büyük manastırları ise ağır vergi yüklerine tâbi kıldı. Ancak bunları yaparken dünyadaki bütün Ortodoksları Rus Ortodoks Kilisesi’ne bağlamaya ve böylece onların liderliğini kazanmaya da gayret etti.

 

 

Moskova’nın yerini alacak Petersburg kentini kuran isim de Büyük Petro’ydu. Bütün bunları yaparak Rusya’yı kapalı bir yapıdan kurtarıp, Avrupa’nın büyük güçleri arasına sokan Büyük Petro, Rusya’nın kaderini değiştiren adam olarak tarihe geçti.