Ben Değeri Tiryakiliği Kitap Özeti

 

Ben değeri tiryakiliği, bireylerin yaşamlarını sıkıntı, rahatsızlık ve bunalım ile sürdürmelerine katkısı olan yaygın ve öğrenilmiş gerçekçi olmayan inanç türüdür. Bu inanç türünün en önemli özelliği, yapılan bir şeyin iyiliğinden veya kötülüğünden hareketle, bireyi topyekûn “iyi” ya da topyekun “kötü” olarak değerlendirmektir. Bu inanç nedeniyle birey, hem dört dörtlük hatadan arınık bir birey olmaya çalışır. Hem de karşısındaki insanları tek bir davranışıyla toptan bir değerlendirmeye tabi tutar.

 

Toptancı bir “ben değeri” bulunduğu inancı, çoğu duygusal sorunların temelinde yatmaktadır. Ayrıca mantıki olarak da toptancı değerlendirmeler yapmak neredeyse imkansızdır. “Ben değeri tiryakiliği” nin birçok değeri belirtisi vardır. Bunlar belli başlı bazı aksak düşünce alışkanlıklarıyla yansıtılır. Bu aksak düşünce alışkanlıklarından bir tanesi filtrelemedir.

 

Filtrelemede temel aksaklık, belirli bir bütünü, bireyi, olayı bir tek öğeye dayalı olarak diğer öğeleri ya saf dışı ederek ya da onlara seçici bir körlük geliştirerek değerlendirilmesidir. Bazı durumlarda ise birey, olayın bütününü gözler önünde değilken bile tek bir özellik veya öğeden genelleme yapmaktadır. Aşırı genelleme dediğimiz bu düşünce insanlara değer biçen birisi “her zaman, daima, hiç kimse” gibi sözcükleri kolaylıkla kullanabilir. Bu kolay kullanım, “etiketleme” dediğimiz bir başka düşünce aksaklığına da sebep olmaktadır. Bu da yapılan genellemelerden yola çıkarak insanları kolaylıkla kötü ya da iyi olarak etiketlemektir. Kişi bu etiketleri başkalarına olduğu gibi kendine de kolayca yapıştırabilmektedir. Dolayısıyla, böyle bir anlayışla her şeyde iyi olmak ve öyle görünmek gerektiği yolunda bir düşünce kalıbı geliştirilir.

 

Ben değeri tiryakisinin bir başka düşünsel alışkanlığı, kutuplaşmış düşüncedir. Ona göre insanlar ya iyi, ya kötü, ya akıllı ya aptaldır. İnsanlara farklı açılardan bakabilme konusunda sorunları vardır.

 

Ben değer tiryakileri, birer zihin okuyucusudur, ufacık bir hareketten yola çıkarak kimin ne düşündüğünü, ne hissettiğini, ne yapabileceğini tahmin ettikleri yolunda bir inanca sahiptirler.

 

Ayrıca, bu kişiler facialaştırma ve felaket tellallığı eğiliminde bir hayal gücüne sahiptirler. Dolayısıyla önemsiz konuları büyütebilir, başlarına her zaman kötü bir durum geleceği inancı taşırlar. Bu durum ben değerini hatalardan uzak tutarak koruma eğiliminin bir ürünüdür.

 

Ben değer tiryakilerindeki bir başka düşünce aksaklığı, her şeyin başkalarının elinde olduğunu ve onlardan kaynakladığını; ya da her şeyin kendilerinin elinde ve kendilerinden kaynaklandığını düşünmeleridir.

 

Bu kişilere göre kişiler bir alçakgönüllülük, dürüstlük, onur, cesaret ve fedakârlık abidesi olmalıdırlar. Bunların herhangi birinin ihlali durumunda kişi değer yitirir, çaptan düşer.

 

Yine bu kişilerin bir başka özelliği, kişinin önemli ve mutlu hissetmesinin karşı tarafın değişimine bağlanmasıdır. . Bunun tersi ise fedakârlıktır. Kişi karşı tarafın istediği gibi olmak yoluyla, karşıdakinin sevgi ve saygısını kazanacağını düşünür. Ancak böyle bir geri dönüş alamadığı taktirde insanların kendisini anlamadığından ya da onların nankör olduğundan bahsetmeye başlar.

 

İhtiyaç: Herhangi bir organizmanın sağlıklı kalabilmesi için sahip olması gereken şey

Tercih: Belirli bir şeyi, diğer şey veya şeylere kıyasla daha çok beğenerek seçme.

 

Yukarıdaki iki tanım karşılaştırıldığında, tercih etme ve ihtiyaç duyma hallerinin her ikisinin de belirli bir şeye yaklaşma eğilimi içerdiği söylenebilir. Ancak bundan daha önemli olan şu farklılığın altını çizilebilir. İhtiyaç sözcüğünün temeli ille de bir gereklilik, vazgeçilmezlik, seçeneksizlik vurgulanırken, tercih sözcüğünün tanımı da beğenmeye dayalı, birden fazla şey arasından seçme söz konusudur.

 

Örneğin, “Erkek ve kadınların çocuklara ihtiyaç vardır.” ya da “Erkek ve kadınların birbirlerine ihtiyaçları vardır.” gibi yargılarla hareket edilirse yaşam için aslında hiç de vazgeçilmez olmayan şeyler bir zorunluluk olarak algılanabilir. Dolayısıyla kişinin, bunların yokluğunda duygusal gerilim yaşaması kaçınılmazdır.

 

Özetle, aslında birer tercih olan şeyler, hayat için kaçınılmaz ihtiyaçlar olarak görmemek kişiyi duygusal gerilimden kurtarabilir.

 

Kitapta özetle, KİŞİLİK’e toptancı bir değer biçmenin ortaya çıkarabileceği olumsuzluklar çeşitli açılardan tartışıldı. BEN değerinin gerçekte değil, düşüncelerde olduğu ve olmayan bir şeye tiryakilik geliştirmenin yaşamı önemli ölçüde zorlaştırabileceği vurgulandı.

 

Yapılana değil de BEN’e toptancı değer biçmek, kaçınılması güç sonuçlara götürecektir. Kendine “kötü”, “değersiz” veya “yetersiz” etiketlerini veren kişi, kaygı, suçlama ya da çöküntü duygularının faturalarını öder. Bununla da kalmayıp bu yanılgılı değerleri koruyabilmek için acı dolu çabalar içine de girer. BEN’e ne zaman “iyi”, “üstün” ya da “yeterli” etiketlerini taksa, tüm enerjisini bu etiketleri korumaya ve onların doğruluğunu ispatlamaya yöneltir ve gerekiyorsa, başkaları ile olan ilişkileri riske atabilir.

 

Gerçekçi olmayan düşünce ve inançların ürünleri olan öfke, kaygı ve çöküntü gibi duygusal gerilimlerden uzak durmak, bireyin KENDİ’ni değil de, sahip olduğu çeşitli yetenek, nitelik ve performanslarını değerlendirmesine bağlıdır.