1973 Petrol Krizi Nedir? Kısaca Nedenleri ve Sonuçları

1973 Petrol Krizi doğrudan doğruya 1973 Arap-İsrail Savaşı‘nın dolaylı sonuçlarından biridir.

 

Savaştan önce de petrol üreticisi ülkeler için yıllardır sorun olan petrol fiyatları meselesi, savaşın çıkmasıyla birlikte bir krize dönüşmüştür.

 

 

Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı (OPEC) üyesi Arap Devletleri, 1973 Savaşı’ndan sonra petrolü İsrail’i destekleyen ABD ve Batı Ülkelerine karşı bir silah olarak kullanmaya karar vermişler ve bu durum, dünya çapında bir petrol krizinin yaşanmasına neden olmuştur.


Arap devletlerinin petrol üretimini kısıp, fiyatları arttırması özellikle Batı Avrupa devletleri ve Japonya’da paniğe sebep oldu.

 

Petrol fiyatlarındaki artışlar OPEC ülkelerinin beklediği gibi yürümeye başladığında dünya tam bir petrol şoku ile karşı karşıya kalmıştı.

 

1973 yılının Ocak ayında 3 dolar olan petrolün varil fiyatı, bir yıl sonra on iki dolara kadar yükseldi.

 

Böylece petrol üreticisi ülkeler, gelirlerini arttırma noktasında kesin bir başarı sağladı.

 

Diğer beklentileri ise, petrol fiyatlarının uluslararası siyasette göstereceği etkiydi.

Nitekim, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nü (Organisation for European Economic Co-operation OECD) oluşturan ortak pazar ülkeleri, 1973 yılının Kasım ayında İsrail‘in kaba kuvvete dayanarak toprak kazanmasını kabul etmediklerini ilan ettiler.

 

Japonya, 22 Kasım’da İsrail ile ilişkilerini en düşük seviyeye getirip Araplardan yana tavır aldı.

 

İngiltere ise savaş esnasında Araplara karşı aldığı ambargo kararını değiştirip, İsrail’e silah ambargosu uygulamaya başladı.

 

Ancak Amerika için durum aynı değildi. Amerika, Ortadoğu politikasını değiştirmeye yanaşmadı.

 

Hatta Avrupa sanayisinin zarar görmesi halinde “Basra Körfezi” ne silahlı müdahale de bulunabileceği mesajını verdi.

Ayrıca OECD ülkelerinin de katılımıyla petrolün üretimi, kullanımı ve temini konusunda planlama yapmak üzere bir “Uluslararası Enerji Ajansı” (İEA) kurulmasına öncülük etti.

 

1974 Ekim ayında kurulan bu ajans; ABD, Kanada, Fransa hariç Ortak Pazar ülkeleri, Japonya, İspanya, Türkiye, Avusturya, İsviçre, İsveç ve Norveç’in katılması ile kurulmuştu.

 

Nihayetinde 1973 krizinden başlayarak OPEC ülkelerinin her altı ayda bir petrole zam yapmaları, olağan bir durum haline geldi.

 

Çünkü Batılı sanayileşmiş ülkeler, petrol fiyatlarındaki artışı ürettikleri sanayi mallarına yansıtmaya başlamıştı.

 

Bu sayede petrol fiyatlarındaki artış, batılı ülkelerden silah ve teknoloji almak durumunda olan Arap ülkelerine aynen geri dönmüş olacaktı.


Diğer bir ifadeyle, gelişmiş ülkeler, artan petrol fiyatlarını kendi sanayi mamullerine ve teknolojilerine aksettirmek suretiyle bu yükü, Batı’nın sanayisine, teknolojisine, silahına ve tüketim maddelerine ihtiyaç duyan devletlere yüklediler.

 

Böylece iki tarafta (hem sanayileşmiş ülkeler, hem de petrol üreten ülkeler) fiyatları yükseltirken, fiyatları sürekli artan petrol ve sanayi mallarından en fazla zararı görenler, son tahlilde “gelişmekte olan ülkeler” oldu.

 

Batılı sanayileşmiş ülkeler için petrol fiyatlarındaki olağan artışlar normal hale gelirken; Türkiye gibi birçok gelişmekte olan ülke için, petrol fiyatlarındaki artışlar bir “istikrarsızlık unsuru” haline geldi.