Arnavutlukta Enver Hoca Dönemi ve Kısa Arnavutluk Tarihi

Cumhuriyetin İlk Döneminde Türkiye-Arnavutluk İlişkileri

 

Bu yazımızda 1912-1939 arasındaki Arnavutluk Türkiye ilişkilerine değinecek; ardından da Enver Hoca döneminde Arnavutlukta yaşanan siyasi gelişmeler hakkında kısa bir bilgi vermeye çalışacağız.

 

Arnavutluk, 1912 yılında bağımsızlığını kazanmış, ilk Arnavutluk hükümeti ise Osmanlı meclisinde mebus olan İsmail Kemal başkanlığında kurulmuştur. Ancak Arnavutluğun kurulmasının ardından pek çok iç ve dış karışıklıkla karşı karşıya kalması ve ayrıca bu dönemin Osmanlı devletinin de yıkılış sürecine denk gelmesi nedeniyle Arnavutluk ile Osmanlı Devleti diplomatik ilişki kuramamıştır.

 

Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ilk diplomatik ilişki Atatürk zamanında kurulmuştur.

 

Bu ilişki Ahmet Zogu’nun Arnavutluk’un başına geçmesiyle oldukça gelişmiştir. Bu dönemde iki ülke arasında karşılıklı olarak konsolosluklar açılmış; 15 Aralık 1923 günü Türkiye ve Arnavutluk arasında bir dostluk anlaşması imzalanmıştır.

 

Türkiye ile Arnavutluk arasındaki bu olumlu ilişkiler, Arnavutluk Cumhurbaşkanı Ahmet Zogu’nun Cumhurbaşkanlığıyla yetinmeyerek 1928 yılında Krallığını ilan etmesiyle olumsuz yönde etkilendi. Bu gelişme üzerine Tiran’daki Türk büyükelçimiz Tahir Lütfi Bey geri çağrıldı ve Arnavutluk ile olan diplomatik ilişkiler yaklaşık üç yıl boyunca donduruldu.

 

Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ilişkilerin tekrar başlaması ise, 1931’de İstanbul’da toplanan İkinci Balkan Kongresiyle oldu.

 

Atatürk, bu kongreye katılan ülkelerin devlet başkanlarına birer mektup gönderdi. Bu ülkeler arasında Arnavutluk ve dolayısıyla Kral Zogu da vardı. Bu gelişme iki ülke arasındaki ilişkileri olumlu yönde etkiledi ve ilişkiler tekrar başladı.

 

Bu yeni süreçte Tirana’ya gönderilen ilk elçimiz, Ruşen Eşref Ünaydın’dı. Aynı zamanda gazeteci olan Ünaydın, Lozan’a giden heyette Basın Danışmanı olarak görev yaptı. 1923 yılında Afyon mebusu olarak meclise de giren Ünaydın, Anadolu Ajansı’nın kurucuları arasında ve Harb İnkilabı Komisyonu üyeleri arasında yer aldı. Tiran’dan sonra Atina, Budapeşte, Roma ve Londra’da elçilik görevlerinde bulundu.

 

Ruşen Eşref’in ardından Tirana’ya gönderilen ikinci elçi ünlü gazeteci ve yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ydu. Yakup Kadri’de Anadolu Ajansının kurucuları arasında yer almış; milletvekilliği yapmıştır. Tiran’dan sonra Prag, Lahey, Bern ve Tahran’da elçilik görevlerinde bulunmuştur.

 

Arnavutluk’un 1939’da İtalya tarafından işgal edilmesiyle, Türkiye – Arnavutluk ilişkileri bir kez daha sekteye uğramış; buradaki elçiliğimiz kapanmış ve yaklaşık 20 yıl boyunca yani 1968’e kadar kapalı kalmıştır. Arnavutluk’un bağımsızlığının İtalya tarafından ortadan kaldırılmasını kabul etmeyen Türkiye, Kral Zogu’yu bağımsız Arnavutluk devletinin meşru yöneticisi olarak kabul etmiş ve desteklemiştir.

 

Arnavutluk’ta Enver Hoca Dönemi

 

İtalyan işgalinin ardından Alman işgaline de uğrayan Arnavutluk’ta işgal 1944 yılında son buldu. 1946 yılına gelindiğinde ise Enver Hoca önderliğinde Arnavut Sosyalist Halk Cumhuriyeti kuruldu.

 

1908 yılında doğmuş olan Enver Hoca, Müslüman bir aileden geliyordu. Onu Doğu Avrupa’nın diğer komünist liderlerinden ayıran en önemli özelliği yüksek bir eğitim düzeyine sahip olması ve Batı Avrupa’daki özellikle 1930 – 36 yılları arasında yaşadığı Fransa’daki geniş çaplı tecrübesiydi.

 

Hararetli bir milliyetçi ve Stalin hayranı olan Enver Hoca, Stalin döneminde Sovyetler’e sıkı sıkıya bağlı bir politika izledi.

 

Ancak Stalin’in ölmesinin ardından Sovyetlerle olan ilişkiler bozulmaya başladı. Özellikle ekonomik meseleler konusunda çıkan anlaşmazlıklar sonucunda 1961 yılında Sovyetler Birliği, Arnavutluk ile olan ilişkilerini resmi olarak sona erdirdi.

 

1968 yılında ise Çekoslavakya’nın işgal edilmesinin ardından Arnavutluk resmi olarak Varşova Paktından çekildi.

 

Sovyetlerle ticaretin ve yardımın kesilmesi Arnavutluk’u oldukça zor bir duruma soktu ve Arnavutluk, ekonomik ve siyasi olarak ayakta kalabilmek adına başka bir komünizm modeli olan Çin ile yakınlaştı. Ülke Çin’den maddi ve teknik düzeyde yardımlar aldı. Ancak tıpkı Stalin’in ölümünün ardından Sovyetlerle ilişkilerin bozulması gibi, Mao’nun ölümünün ardından da Çin’le ilişkiler bozuldu. Bunda özellikle Çin ile Arnavutluk arasındaki mesafenin çok uzak olması ve bu durumun özellikle savunma konusunda yarattığı boşluklar etkili oldu.

 

Enver Hoca, Mao’nun ölümünden sonraki Çin idarecilerinin Maocu çizgiden uzaklaştıklarını, emperyalist güçlere ve emperyalist hareketlerine göz yumduklarını iddia ediyor ve Çinlileri ABD’ye yanaşmakla suçluyordu. İki ülke arasındaki ilişkiler bu suçlamalar üzerine bozuldu ve 7 Temmuz 1978 günü Çin Halk Cumhuriyeti Arnavutluk’un Pekin’deki elçiliğine bir nota vererek, Çin’in Arnavutluk’a yaptığı ekonomik ve askeri yardımı durdurduğunu ve tüm askeri ve ekonomik uzmanlarını geri çektiğini bildirdi.

Bu makaleyi faydalı buldunuz mu?
[Total: 3 Average: 5]

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.