Richard Sennett Kimdir?

Bu yazımızda ünlü Amerikalı Sosyolog Richard Sennett’in kim olduğu ve onun sosyolojisini oluşturan fikirlerin neler olduğu konusunda kısa bir bilgi vereceğiz.

 

Richard Sennett 1943 yılında Chicago’da doğmuştur. Eğitimini Chicago ve Harvard Üniversiteleri’nde tamamlamıştır. Harward ve New York Üniversiteleri ile London School Of Economics‘te dersler veren Richard Sennett 1980’lerde UNESCO’da danışmanlık Amerikan Çalışma Konseyi’nde başkanlık yapmıştır.

 

Sennett’in eserlerinin büyük bölümü Türkçe’ye çevrilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır: Kamusal İnsanın Çöküşü (Ayrıntı Yayınları), Gözün Vicdanı, Kentin Tasarımı ve Toplumsal Yaşam (Ayrıntı Yayınları), Ten ve Taş (Metis Yayınları, Otorite(Ayrıntı Yayınları), Saygı (Ayrıntı Yayınları).

 

Richard Sennett’in çalışmaları kapitalizmde işin değişen karakteri ve kapitalizmin çalışanların duyguları, istekleri ve beklentileri üzerindeki etkileri üzerinde yoğunlaşmıştır. Bir diğer ifadeyle Richard Sennett’in sosyolojisi modern toplumun duygusal ilişkilerinin ve endüstriyel kapitalizmin bu duygusal ilişkilerde yarattığı erozyonun araştırılması olarak tanımlanabilir.

 

Richard Sennett, bireylerin ve grupların yaşadıkları ve çalıştıkları yerlerle ilgili maddi gerçeklikleri nasıl anlamlandırdıkları ile ilgilenmiş, bu bağlamda etnografik görüşmeler yapmıştır.

 

Düşünürün, kent sosyolojisi, kent kültürü ve kent çalışmaları bağlamında ele alınabilecek çalışmaları da mevcuttur. Bu çalışmalarında sınıf, kent yaşamı ve kimlik üzerinde odaklanmakta, bir diğer çalışmasında ise modern toplumda kamusal ve özel yaşamın değişen dengelerini incelemektedir.

 

Rirchard Sennett, Kamusal İnsanın Çöküşü adlı eserinde modern toplumlarda kamusal ve özel yaşamın tarihsel süreç içerisinde nasıl farklılaştığını ortaya koyar. Kamusal alan, özel alan, aile ve mahremiyet olgularının ve bu olgulara yönelik algıların zaman içinde geçirdiği dönüşümü, Paris ve Londra’daki gündelik hayat, kent yaşamı ve davranış kalıpları bağlamında inceler.

 

Ayrıca bu dönüşümü sanayileşme, kapitalizm ve sekülerleşme olgularıyla ilişkilendirerek de analiz eden Sennett’in bu analizinde kapitalizmin kamusal alanın dönüşümünde ve çöküşünde meydana getirdiği değişimler merkezi bir rol oynar. Zira yükselen burjuvazi çevresinde odaklanan bir kamusal yaşamın, 19. yüzyıldan itibaren özel yaşamın giderek artan ağırlığı altında ezilişi söz konusudur.

 

Richard Sennett’e göre Kapitalizmin son elli yılında oluşan servet yaratımı “büyük bir ekonomik eşitsizlik ve toplumsal istikrarsızlık” ortamı yaratmıştır.

 

Teknolojik gelişmeler, sermayenin küresel ölçekte esnek örgütlenme olanağına kavuşması ve üretim yapısındaki değişim; üretim sürecinin her anlamda esnekleştirilmesi aynı zamanda emeğin de esnek hale getirilmesi, kısa ve uzun vadede emeğin niteliğini ve doğasını değiştirmiştir. Çalışanların iş yaşamından gündelik yaşam pratiklerine kadar pek çok unsuru değiştiren esnek çalışma koşulları, bireyin kişilik yapısı üzerinde “karakter aşınması”na neden olmaktadır.

 

Yeni kapitalizm olarak nitelendirdiği esnek üretim biçiminin yaygınlaşması, işin esnekleşmesi ve çalışma zamanlarının esnekleşmesi gibi faktörlerin kişilik ve karakter üzerindeki yansımalarını ele alan Richard Sennett’e göre, katı hiyerarşik Taylorist yönetim anlayışının yerini, çalışanların katılımına ve paylaşımına açık olan yeni yönetim biçimleri almıştır.

 

Yeni çalışma sisteminin ve yönetim anlayışının prensipleri “yenilik”, “özgürlük”, “serbesti” gibi sahte açılımlar sağlamış olsa da aslında çalışanların gündelik yaşamlarını eskisine oranla daha fazla kontrol eder hale gelmiştir.

 

Yeni kapitalizmde uzun vadeli planlar yoktur. Kapitalist örgütler, kâr paylarını artırabildiği oranda kısa vadeli kazançların peşine düşmüştür. Sermaye artık sabırsızdır. Kariyer açısından bakıldığında da uzun vadeli, uzun soluklu çalışma pratiğinin artık gerçekleşemediği görülmektedir.

 

Çalışanlar emekli olana kadar bir yerde çalışmanın garantisini elde edememektedir. Bu durum, yani hem işin karakteri açısından hem de çalışma pratiği açısından kısa vadeli olma durumu, “karakter aşınması” tehlikesini barındırır.

 

Her anlamda belirsizlik kapitalizmin ruhuna işlemiştir. Korku, kaygı, sürekli bir istikrarsızlık, güven ve sadakat bağlarını zayıflatmıştır. İnsanların artık geleceklerini öngörememeleri, toplumdaki gerginliğin artmasına neden olmaktadır.