Propaganda Nedir?

Latince kökenli bir kelime olan Propaganda, yeni fidanlar dikmek anlamındaki “propagare” kelimesinden türetilmiştir. Propaganda, hedeflenen amaca yarar sağlamak amacıyla, belirli bir grubun duygu düşünce, tutum ve davranışlarını etkilemeye çalışmaktır.

 

Bir başka ifadeyle propaganda, bu duygu ve düşüncelerin, hedef grubun bilincini ve bilinçaltını etkilemek, yönlendirmek ve değiştirmek için hazırlanmış uygun araç ve tekniklerle hedef gruba empoze edilmesi sürecidir.

 

Propagandanın amacı, belli fikirlerin başkaları tarafından öğrenilmesini ve kabul edilmesini sağlamaktır. Böylece bu fikri benimseyenler, fikrin amaçları doğrultusunda aktif bir çalışma içine gireceklerdir.

 

Bu doğrultuda “Propaganda” kavramı, neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Zira, insanların birbirlerine belli fikirleri empoze etmeye çalışmaları oldukça eski bir alışkanlıktır.

 

Atinalı bir sofist olan Gorgiyas, propagandanın gücünü şöyle açıklamıştır:

 

“Bir hatiple bir hekim şehre gitsinler. Bir meydanda bunlardan hangisinin hekim olduğuna ilişkin bir münazara açılsın, hatibin kendisini hekim gibi göstereceğine eminim. Zira retorik sanatını bilen bir kimsenin halk karşısında herhangi bir sanat adamından daha ikna edici bir şekilde bahsedemeyeceği bir konu yoktur.”

 

Ancak modern anlamda propagandanın 19. yüzyılla birlikte ortaya çıktığını söyleyebiliriz. 19. yüzyıla gelindiğinde, kapitalizm ve serbest piyasa ekonomisinin gelişmesiyle birlikte propaganda teknikleri ve uygulamaları daha yeni boyutlar kazanmıştır.

 

Bu dönemden itibaren ABD ve İngiltere gibi ülkeler propagandayı bir siyasal araç olarak uluslararası ilişkilerde etkili bir şekilde kullanmaya başlamışlardır.

 

Ayrıca yine bu yüzyılın sonlarına doğru Propaganda, türdeş toplumlar oluşturmak ve düşman ülkeleri psikolojik olarak çökertebilmek amacıyla kullanılan bir araç, hatta bir bilim haline gelmiştir. Zira bu dönemde, propaganda çalışmaları, yeni yeni gelişmekte olan psikoloji biliminin ışığında hızla bilimsel araştırma konusu olmuştur.

 

Böylece propaganda, bilimsel yöntemler ile uygulanan ve gelişen kitle iletişim araçlarından da istifade eden önemli bir milli güç unsuruna dönüşmüştür. Kendi milli hedefleri doğrultusunda etkili propaganda uygulamaktan mahrum olan ya da düşman güçlerin propagandalarını etkisiz hale getiremeyen ülkelerin milli hedeflerini başarıyla gerçekleştirebilmeleri oldukça zorlaşmıştır.

 

İnsanın aklından ziyade ruhuna hitap eden propagandanın temel hedefi, birey olarak insan değil, kitle içindeki insandır. Keza kitle içindeki insan, birey halindeki insana göre daha kolay ikna edilebilir bir ruh yapısına sahiptir.

 

Yine aynı şekilde propagandanın amacı aydınlar değildir. Propaganda “ortalama insan”ı hedef alır ve onu ikna etmeye çalışır.

 

 

Propagandanın önemini en iyi kavrayan devlet adamlarından birisi hiç şüphe yok ki, Adolf Hitler’dir. Hitler’in şu sözü onun propagandaya verdiği önemi gözler önüne sermektedir:

“Propaganda sayesinde iktidarı elimizde tuttuk, yine onun sayesinde dünyayı feth edeceğiz.”