Soğuk Savaş Tarihi

Marshall Planı Nedir? Amaçları ve Türkiye’ye Etkileri

Marshall Planı, ABD Dışişleri Bakanı George Marshall tarafından 5 Haziran 1947’de Harvard Üniversitesinde yapılan bir konuşmada ortaya konulan ve İkinci Dünya Savaşı‘ndan çıkan Avrupa ekonomilerini tekrar kalkındırmayı amaçlayan ekonomik yardım programıdır. 

 

Marshall Planının Amacı Nedir?


Marshall Planının ilk amacı, ekonomik olarak kötü durumda olan Avrupa ülkelerinde Komünist partilerin iktidara gelmelerini engellemektir. Diğer bir ifadeyle ABD’nin Marshall Planından beklediği ilk fayda, Avrupa ülkelerinin Sovyet etkisi altına girmesini önlemektir. 

 

Yaklaşık 6 yıl süren İkinci Dünya Savaşı, bütün ülkelerin ekonomik kaynaklarını tüketmiş ve ve halkın ekonomik refahı üzerinde ağır bir tahribata yol açmıştır. 

 

Bu durum Sovyetler Birliğinin komünizm propagandasını güçlendirmiş ve Avrupa ülkelerinde komünist partilerin iktidara gelmesini hedefleyen büyük işçi grevleri düzenlenmeye başlamıştır.

 

Bunun üzerine ABD, Avrupa ülkelerini maddi olarak güçlendirmesi gerektiğini kavramıştır.

 

Marshall Planının uygulanmasındaki ikinci amaç, dolaylı yoldan ABD ekonomisini güçlendirmektir. Çünkü Avrupa ülkelerinin alım gücünün sıfırlanmış olması, ABD üretimini ve ekonomisini de olumsuz bir şekilde etkilemiştir.

 

Diğer bir deyişle ABD bu dönemde her ne kadar ekonomik olarak güçlü ve  üretken olsa da ürettiği mallarının alıcı bulabilmesi, ancak Avrupa’nın ekonomik olarak güçlendirilmesiyle mümkündür. 

 

Marshall Planının Sonuçları Nedir?


Türkiye dahil on altı Avrupa ülkesi Marshall yardımını planlı bir biçimde almak için 16 Nisan 1948’de Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nü (OECD) kurdular. ABD’ye her devletin ihtiyaçları rapor edildi.

 

Marshall Yardımı, Avrupa Kalkınma Projesi adıyla yapıldı. Avrupa’da bu yardımların sonucunda üç-dört yıl gibi kısa bir sürede tarım ve sanayi alanında büyük bir artış yaşandı.

Bu plan, Avrupa Birliği (AB) oluşturma düşüncesinde de etkili olmuştur.

 

Amerika bu program kapsamında ilk yıl 16 ülkeye (İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya, Portekiz, İrlanda, Yunanistan, Türkiye, Hollanda, Lüksemburg, İsviçre, İzlanda, Avusturya, Norveç, Danimarka ve İsveç) 6 milyar dolarlık bir ekonomik yardımda bulundu. Bu yardım ileriki yıllarda 12 milyar dolara ulaşacaktı.

Marshall yardımları sonucunda, Avrupa’daki sanayi üretimi savaş öncesine oranla % 25, tarımsal üretim ise % 14’lük bir artış gösterdi.

Marshall Planı çerçevesinde, Sovyetler ve Doğu Avrupa ülkelerine de yardım önerisinde bulunulmuş, ancak bu öneri reddedilmiştir.

 

Marshall Planını, Truman Doktrini‘nin bir uygulaması olarak değerlendiren Sovyetler, Marshall Planına karşılık olarak, kendi uyduları arasındaki ekonomik ilişkileri ve işbirliğini sıkılaştırmak adına, Sovyet Dışişleri Bakanı’nın adına gönderme yapan Molotof Planı adlı bir program ortaya koydu.

 

Çünkü Çekoslovakya başta olmak üzere bazı doğu bloku ülkeleri, Marshall Planı’na katılmak için büyük bir istek göstermişti. Hatta 1948 Şubat’ında meydana gelen Çekoslovak darbesinde de bunun büyük bir etkisi vardı.

 

 

 

Marshall Planının Türkiye’ye Etkileri Nelerdir?


Türkiye Marshall Planı kapsamında 1948-1952 yılları arasında yaklaşık 354 milyon dolarlık bir ABD yardımı almıştır. 

Amerika ile yakın ilişkilerin kurulduğu ve Cumhuriyet tarihinde ilk kez, ekonomi politikasına dışarıdan müdahalenin gerçekleştiği bu dönemde, Türkiye’nin ekonomik politikası önemli değişimler geçirmiştir.

Türkiye ekonomisinin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda ABD hükümetinin öne sürdüğü koşullar kabul edilmiştir. Bu kapsamda hükümet, ekonomik gelişmede sanayi sektörüne verdiği ağırlığı azaltmış, sanayi yatırımları büyük ölçüde terk edilmiştir.

Bunun yerine kamu yatırımları tarımda makineleşmeye ve karayolları inşaatına kaydırılmıştır. Çünkü Marshall Planı çerçevesinde Türkiye, bir sanayi ülkesi olmaktan ziyade Avrupa’nın gıda ve hammadde deposu olarak konumlandırılmıştır.

Ancak ne yazık ki, Türkiye Marshall Planıyla ne beklediği kadar büyük bir mali yardım alabilmiş, ne de ona verilen Avrupa’nın gıda ve hammadde deposu olma rolünü gerçekleştirebilmiştir.

Bu kapsamda Türkiye’de Marshall Planı’nın uygulanmasıyla ilgili olarak getirilen temel eleştiri;

Batı’nın yüzyıllar boyu Osmanlı İmparatorluğu üzerinde kurduğu mali egemenliğin temel aracı olan kapitülasyonlardan Lozan Antlaşması‘yla kurtulan Türkiye’nin Mashall Planı ile tekrar Batı’nın mali egemenliği altına girdiği eleştirisidir.

Çünkü Türkiye, Marshall yardımıyla birlikte birçok alandaki sanayi girişimlerini bırakmak ve bazı malların üretiminden vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Böylece Türkiye, Cumhuriyet’in kuruluşundan beri yaptığı birçok atılımında devamını getirememiştir.

Bu yazı size yardımcı oldu mu?

Ortalama 4 / 5. Oy sayısı 31

Geri bildiriminiz bizim için oldukça önemli, lütfen oylayınız.

Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edebilirsiniz.

Geliştirebilmemiz için lütfen yazıda bulduğunuz eksiklikleri belirtiniz:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu