Çin’in Kısa Tarihi ve Günümüzdeki Ekonomik, Siyasal ve Askeri Gücü

ÇİN TARİHİ

Çin Halk Cumhuriyeti ve Çin Cumhuriyeti(Tayvan)

 

Çin Cumhuriyet, 1912’de kuruldu. Böylece Çin’de binlerce yıldır var olan hanedan yönetimi sona erdi.

 

Ancak Çin Cumhuriyeti’nin kuruluşunu iç karışıklık ve parçalanma süreci takip etti.

 

Bu süreçte iki önemli güç ortaya çıktı. Bunlar Çin Komünist Partisi ve Çin Milliyetçi Partisi yani Kuomintang.

 

Bu iki parti arasındaki ideolojik farklılık ülkeyi kısa sürede bir iç savaşa sürükledi.

 

Bu savaş, 1927’den 1949’a kadar -1937’deki Japon saldırısı karşısındaki kısa süreli bir uzlaşma hariç-devam etti.

 

Savaştan galip çıkan Komünist parti oldu ve Çin Milliyetçi Partisi Tayvan’a çekilmek zorunda kaldı ve burada Çin Cumhuriyeti adında bir devlet kurdu.

 

Çin Komünist Partisinin lideri Ma Mao Zedong ise 1 Ekim 1949’da, Çin’de gerçekleşen komünist devrim sonucunda Çin Halk Cumhuriyetinin kurulduğunu ilan etti.

 

Ancak uluslararası arenada tanınan devlet Çin Halk Cumhuriyeti değil, Tayvan’da kurulan Çin Cumhuriyeti’ydi.

 

Çin Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletlerin daimi üyesiydi.

 

Bu durum, Çin Halk Cumhuriyetinin 1971 yılında, Çin Cumhuriyeti yerine Birleşmiş Milletlere kabulüne kadar devam etti.

 

Tayvan’ın politik durumu, hala belirsizliğini korumaktadır.

 

Çin Milliyetçi Partisi, Tayvan’a çekilmesinin ardından, Çin’in meşru hükümeti olma iddiasını sürdürdü.

 

1992’de Çin Cumhuriyeti ve Çin Halk Cumhuriyeti birleşme kararlı aldılar ancak, Tayvan’da ortaya çıkan bağımsızlık yanlısı hareketler, buna engel oldu.

 

Ancak zamanla Çin Halk Cumhuriyetinin üye olduğu uluslararası organizasyonlar Tayvan’ın üyeliğini iptal etti ya da onu devlet olmayan bir aktör olarak kabul etti.

 

Günümüzde çoğu ülke, Tayvanla olan ilişkilerini sadece temsilcilikler düzeyinde yürütmekte, yani normal bir ülkeyle kurması gereken resmi bağları kurmamaktadır.

 

Tayvan’ı kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak gören Çin Halk Cumhuriyetinin Tayvan diye bir ülkenin varlığına ilişkin tutumu her zaman olumsuz olmuştur.

 

Mao ve Sonrası

 

Mao, 1957 yılında “İleriye Doğru Büyük Atılım” isimli ekonomik ve sosyal bir program ortaya koydu. Programın amacı Çin ekonomisini, tarımsal düzeyden ekonomik düzeye taşımaktı.

 

Ancak program, tam bir felaketle sonuçlandı ve tarihin en büyük kıtlıklarından birine sebep oldu. Kıtlık boyunca yaklaşık 30 milyon insanın öldüğü tahmin edilmektedir.

 

Bu başarısızlığın üzerine Mao, bu kez “Kültür Devrimi” olarak adlandırılan yeni bir programa başladı.

 

Kültür Devriminin amacı, toplumda komünizmi tehdit eden anti devrimci unsurları temizlemekti.

 

Mao’nun ölümünden sonra iktidara gelen reformcu yönetim, Maocu politikalar aşamalı olarak terkedilmeye başlandı.

 

70’lerin sonundan itibaren Deng Xiaoping yaptığı geniş ekonomik reformlarla Çin’i küresel ticarete açtı. Böylece Çin, hızlı bir ekonomik büyümeye sahne oldu.

 

Bu nedenle teorisyenler, Çin’in artık komünist politikları sıkı bir şekilde uygulamaktan vazgeçtiğini ve hatta ülkenin gelişimini hızlandırmak için kapitalist sayılabilecek politikalar uyguladığını belirtmektedir.

 

Çin açısından bu politikalar o denli başarılı olmuştur ki, Çin günümüzün en önemli ve en güçlü ülkelerinden birisi haline gelmiştir.

 

 

 

KISACA ÇİN’İN SİYASAL, ASKERİ VE EKONOMİK GÜCÜ

 

Çin yaklaşık 1.4 milyarlık nüfusuyla dünyanın en büyük nüfusa sahip ülkesidir ve 70’li yılların sonlarına doğru uygulamaya başladığı reformlarla, dünyanın en büyük ekonomik güçlerinde birisi haline gelmiştir.

 

 

Mevcut haliyle Nominal Gayri Safi Yurtiçi Hasıla açısından ABD’nin ardından ikinci sırada gelen Çin ekonomisi, dünyanın en büyük üretici gücü ve ihracatçısı konumundadır.

 

 

Kısaca Çin ekonomisi, devasa boyutuyla küresel ekonomi üzerindeki en etkili ekonomilerden birisi konumundadır.

 

Günümüzde “made in china” etiketine sahip herhangi bir ürün almamış insan bulmanın neredeyse imkansız olduğu düşünülürse bu etki kolaylıkla anlaşılabilir.

 

Çin aynı zamanda hem nükleer silahlara, hem de dünyanın en büyük ordusuna sahip olması nedeniyle de önemli bir askeri güç konumundadır. Çin milyar dolarlık savunma bütçesiyle –ABD Hariç- bütün ülkeleri geride bırakmaktadır.

 

Ayrıca BM’nin 5 daimi üyesinden biri olarak Çin, uluslararası politikada da önemli bir güce sahiptir.

 

Dolayısıyla Çin, tüm bu özellikleriyle küresel bir süper güç olan ABD’nin en zorlu rakibi konumundadır.

 

 

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.