İslam Düşünce Tarihinde Sosyoloji

Bu yazımızda kısaca, İslam düşünce geleneğinde sosyolojinin yeri hakkında bilgi verecek ve ünlü İslam sosyologlarının kimler olduğunu belirteceğiz.

 

Latince socio (toplum) ve Grekçe logos (bilim) kelimelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan ve toplum bilim şeklinde Türkçeleştirilen Sosyoloji, yeni sayılabilecek bir bilim dalıdır.

 

Dolayısıyla ilk dönem İslam bilim ve düşünce geleneğinde sosyoloji adında bir bilimden bahsetmek mümkün değildir. Zira sosyoloji bilimi ilk defa 19. yüzyılda Auguste Comte tarafından tanımlanmış ve çerçevesi çizilmiş bir bilim dalıdır. Ancak yine de sosyoloji biliminin ele aldığı konular açısından meseleye yaklaşıldığında şunu görürüz ki, elbette hem İslam dünyasında hem de daha önceki devirlerde topluma ve toplumsal olaylara ilişkin bir çok değerlendime yapılmıştır.

 

İslam dünyasında sosyolojinin temel konuları, en başından itibaren başta fıkıh olmak üzere diğer İslami bilimler çerçevesinde ele alınmıştır.

 

Eserlerinde sosyolojinin temel başlıkları bir bütünlük içinde ele alan belli başlı İslam düşünürleri Farabi, İbn-i Haldun, İbn Miskeveyh, İbn Sina, İbn Rüşd ve Gazzali’dir.

 

Bu düşünürler en başta din-toplum ilişkileri olmak üzere sosyolojik olarak nitelendirebileceğimiz pek çok konuda önemli eserler kaleme almıştır.

 

Hatta İbn-i Haldun yazdığı “Mukaddime” adlı eseriyle bazı çevreler tarafından sosyoloji biliminin babası sayılmıştır. Yine siyaset felsefesi üzerine verdiği “El Medinetü’l Fazıla” isimli eseriyle Farabi’de sosyolojik diyebileceğimiz konulara eğilmiş önemli bir İslam düşünürüdür.