Derin Ekoloji ve Yüzeysel Ekoloji Bağlamında Çevrecilik Nedir?

Çevrecilik (Ekolojizm) Nedir? 

 

Çevrecilik” ya da “ekolojizm” olarak bilinen akım, “Yeşil siyaset” olarak da adlandırılır.

 

Toplumsal ve siyasal hayatı mümkün kılan doğal dünyanın, insanlar ve insan faaliyetleri sonucunda zarara uğradığı ve tahrip edildiği gerçeği, çevreci akımın temel hareket noktasıdır. 

 

Bu akıma göre, doğadaki tüm canlıların hayatlarını sürdürmelerini mümkün kılan ekolojik denge, kendi kendini yeniden düzenleyen ve üreten bir doğal mekanizmadır.

 

İşte ekolojizm ya da çevrecilik olarak adlandırılan bu akım, ekolojik dengenin insan müdahalesi sonucunda bozulduğu varsayımı üzerinden şekillenir ve dünya üzerindeki yaşamın bu şekilde devam edemeyeceğini savunur.

 

Genel olarak tanımlamaya çalıştığım çevrecilik akımının, geniş ideolojik çerçevesi içerisinde iki farklı eğilime sahip olduğunu söyleyebiliriz.

 

Yüzeysel (Sığ) Ekoloji Kavramı

 

Bu eğilimlerden ilki, çevre sorunlarını teknik bir sorun olarak ele alan ve “Yüzeysel Ekoloji” ya da “Sığ Ekoloji” olarak adlandırılan çevreci eğilimdir. 

 

Bu anlayışta çevre, insan türünün devamı için taşıdığı önem çerçevesinde değerlidir.

 

Yani çevre, kendi başına bir değere sahip olmaktan ziyade, insanlığın sağlığı ve refahı için temiz tutulması gereken bir “araç” tan ibarettir.

 

Bu eğilime göre, çevreyi korumak için, çevreci teknolojilerin teşvik edilmesi, insanlar arasında çevre duyarlılığının artırılması ve çevreyi kirleten faaliyetlerin azaltılması çevre sorunlarını çözmek için yeterlidir.

 

Bu eğilim içerisinde yer alan Sosyalist çevreciler, çevre sorunlarının kaynağında kapitalizmin ve bu sistemin teşvik ettiği tüketim çılgınlığının yattığını söyler.

 

Yine aynı eğilim içerisinde yer alan Liberal çevreciler ise, çevreyi kirletmenin maliyetinin artırılması ilkesine dayanan bir serbest piyasa çözümünü önerirler. Bu anlayışa göre çevreyi kirletmenin maliyeti çoğaldıkça, üreticiler doğal olarak daha çevreci çözümlere başvurmak zorunda kalacaktır. 

 

Derin Ekoloji Yaklaşımı Nedir?

 

Çevreci düşünce içinde yer alan ikinci ana eğilim ise “derin ekoloji yaklaşımı” dır.

 

Derin Ekoloji yanlıları, çevre sorunlarının önüne geçebilmek için daha radikal ve kapsamlı bir dönüşümün gerekliliği üzerinde dururlar.

 

Yüzeysel ekolojide doğa, insan türünün devamı için araçsal bir değer taşır. Bir başka ifadeyle, yüzeysel ekolojide çevre sorunları, insanlık için taşıdığı potansiyel tehlikeler nedeniyle önem taşır.

 

Derin ekoloji yaklaşımında ise doğa, kendi başına bir amaçtır. Herhangi bir gerekçeyle korunması gereken, bir “eşya”, “araç” ya da “şey” değildir.

 

İnsan ise doğanın efendisi değil, sadece onun bir parçasıdır. İnsanla, doğadaki herhangi bir varlık arasında herhangi bir hiyerarşi bulunmaz. 

 

Derin Ekoloji anlayışına göre, özellikle son iki yüzyıldır yani modernleşme süreciyle birlikte ortaya çıkan bütün siyasi ideolojiler, “antroposantrik” yani “insan merkezli” bir anlayışın ürünüdür.

 

Diğer bir deyişle, insanın bütün dünyanın merkezinde yer aldığı ve efendisi olduğu varsayımı üzerine şekillenmişlerdir.

 

Bu varsayımın doğal sonucu ise, “doğanın insana hizmet etmek için var olduğu” anlayışıdır.

 

Bu anlayışa göre, insan doğanın eşit bir parçası değildir. Adeta onun efendisidir, doğadaki bütün varlıklar, gerektiğinde insana hizmet edecek birer “araç” ya da “eşya” dan ibarettir.

 

Derin Ekoloji anlayışına göre modern toplumlar doğayı kontrol ederek, insanoğlunu maddi yoksunluktan kurtarmayı hedeflemişler, ancak bunu yaparken, insanın doğanın sadece bir parçası olduğu gerçeğini göz ardı etmişlerdir.

 

Bu konuda derin ekolojistlerin önerisi, insanı doğanın efendisi değil sadece bir parçası olarak gören, “ekosantrik” yani “doğa-merkezli” bir toplumsal siyasal örgütlenmeye gidilmesidir.

 

Bu örgütlenme, sürekli ekonomik büyümeyi öngören, üretimi kutsallaştıran ve tüketimi teşvik eden mevcut sistemin karşısında yer alır.

 

Derin ekolojistler, modern hayatı mümkün kılan teknolojileri ve onun gerisindeki kapitalist sistemi reddettikleri gibi gerekçelerle eleştirilmişler ve gerçekçi olmamakla suçlanmışlardır.

 

Ancak her ne olursa olsun, bu çevreci tezlerin, insanlığı çevre meselesi üzerine ciddi biçimde düşünmeye zorladıkları bir gerçektir.

 

Ayrıca çevre meselesinin günümüzde ve gelecekte, dünyanın en önemli gündem maddelerinden birisi olduğu/olacağı gerçeği düşünüldüğünde, çevreci düşünce geleneğinin canlılığını güçlenerek sürdüreceği kolaylıkla söylenebilir.

 

 

Çevrecilik konusu hakkında daha ayrıntılı bilgi için: