Brejnev Doktrini Nedir?

Brejnev Doktrini, 1968 yılında Leonid Brejnev döneminde yayımlanan ve dönemin Sovyet dış politikasının temel ilkelerini ortaya koyan doktrindir.

 

Doktrin özetle, sosyalist sistemin dışına çıkmaya ya da Sovyet etkisinden kurtulmaya çalışan herhangi bir Doğu Bloğu ülkesinin, derhal SSCB askeri müdahalesiyle karşılaşacağını vurgulamıştır.

 

Leonid Brejnev, Ekim 1964’te Nikita Kruşçev’in görevden uzaklaştırılmasının ardından SSCB’nin başına geçti.

 

Prag Baharı olarak bilinen hadise, 18 yıl sürecek olan Brejne iktidarında yaşanan en önemli olaylardan birisi oldu.

 

Doğu Avrupa’daki Sovyet denetimini kökünden sarsacak olan bu olay karşısında derhal harekete geçen Brejnev, Çekoslavakya’yı işgal etti ve olayı kısa süre içerisinde bastırdı.

 

Olayın hemen ardından,13 Kasım 1968’de yaptığı konuşmada ise, işgali haklılaştırmak için birtakım gerekçeler ileri sürdü.

 

Sovyet dış politikasının kırmızı noktalarını vurgulayan bu gerekçeler, “Brejnev Doktrini” olarak tarihe geçecekti.

 

Brejnev Doktrini genel hatlarıyla şu noktaları vurgulamaktaydı:

 

  • Bir ülkede sosyalizm bir kez kurulduğunda, bunun geri dönüşü asla olamaz.

 

  • Sovyetler Birliği, bu durumu korumak için gerekirse askeri müdahalede bulunabilir.

 

  • Herhangi bir sosyalist ülkedeki, sosyalizm karşıtı iç ve dış güçler, söz konusu ülkede sosyalizmi yıkmaya kalkarsa; bu durum bütün sosyalist ülkelerin iç ve dış güvenliğine yapılmış bir müdahale sayılacak ve dolayısıyla ortaklaşa meşru müdafaa hakkı kapsamında değerlendirilecektir.

 

  • Bir ülkenin herhangi bir gerekçeyle sosyalizmden ayrılması, uluslararası komünizme zarar vereceğinden o ülkenin egemenliği ya da bağımsızlığı kapsamında değerlendirilmeyecek ve SSCB tarafından sessizce izlenmeyecektir.

 

Ortaya konulan bu ilkelerden de anlaşılacağı üzere Brejnev Doktrini, SSCB’nin özellikle Doğu Bloku ülkeleri arasında herhangi bir çatlak sese izin vermeyeceğini göstermiştir.

 

Bu doktrin, Mihail Gorbaçov dönemine yani SSCB’nin son yıllarına kadar, ülkenin Doğu Avrupa Politikasını belirlemede etkili olmaya devam etmiştir.

 

Çekoslovakya’nın işgalini meşrulaştıran Brejnev Doktrini, Moskova’dan bağımsız hareket etmek isteyen diğer sosyalist ülkelerde büyük bir tedirginlik yaratmış olsa da Doğu Bloku ülkeleri arasında bu doktrine karşı çıkabilen olmamıştır.

 

Komünist dünyanın diğer önemli gücü konumundaki Çin ise, SSCB’nin bu tutumunu ve Çekoslovakya’nın işgalini ağır bir şekilde eleştirmiş, bu müdahaleyi faşist politika, büyük güç şovenizmi, ulusal bencillik ve sosyal emperyalizm gibi kavramlarla eleştirmiştir.