Avrupa Birliği’nin Kurulması ve Gelişim Süreci Hakkında Kısa Bilgi

Avrupa Birliği Nedir? AB’nin Amaçları ve Özellikleri

Avrupa Birliği günümüzde 28 üyeli, 4,5 milyon km2 alan üzerinde yaklaşık 500 milyon nüfusun yaşadığı ekonomik ve siyasal bir örgütlenmedir.

 

Avrupa Birliği’nin genel hedefleri;

 

  • Üyeler arasında malların, hizmetlerin, sermaye ve işgücünün serbest dolaşımının sağlanması,

 

  • Tek para biriminin kabul edilmesi,

 

  • Ortak para politikasının uygulanması ve

 

  • ekonomi politikalarının uyumudur.

 

Aynı zamanda;

 

  • Avrupa Birliği’ne dâhil olan farklı ırklara ve farklı dillere sahip ülkelerin, ortak düşünceye sahip olmalarını sağlamaya çalışmak,

 

  • AB’ye üye her ülkenin müşterek bir paydada birleşmesini sağlayabilmek,

 

  • Ortak bir Avrupalılık kavramını geliştirip bu olguyu uluslar üstü bir kavrama dönüştürmek de Avrupa Birliği’nin amaçları arasındadır.

 

 

Yeni üyeler katıldıkça nitelik değişiklikleri yaşayan, hedeflerini büyüten ve ekonomik konulardan kültürel, siyasi ve hukuki alanlara doğru gelişme gösteren Avrupa Birliği’nin kuruluş ve gelişim sürecini kısaca inceleyecek olursak:

 

Avrupa Birliği’nin Kurulma Nedenleri

 

Avrupa Birliği fikri, çok eski dönemlerden beri çeşitli nedenlerle gündeme gelmiştir. Ancak Avrupa’nın kendi içinde derin bir bölünmüşlük ve çatışma yaşaması nedeniyle bu fikir, pratiğe dökülememiş ve çeşitli girişimlere rağmen genellikle düşünce düzeyinde kalmıştır.

 

20. Yüzyılda yaşanan dünya savaşları ise Avrupa Birliği fikrini güçlü bir şekilde yeniden gündeme getirmiştir. Çünkü bu dönemde Avrupa ülkeleri tek başlarına çözemeyecekleri sorunlarla karşılaşmıştır.

 

Bu sorunlar genel olarak askeri ve ekonomik nitelikli sorunlardır.

 

Avrupa ülkeleri İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği‘ne (SSCB) karşı tek başlarına kendini koruyabilecekleri bir askeri bir güce sahip olmadıkları gibi, ekonomik sorunlarını çözebilecek bir potansiyele de sahip değillerdi.

 

Fransa ve Almanya arasındaki geleneksel rekabette Avrupa için bir diğer sorundu.

 

Avrupa ülkelerinin SSCB’nin yaydığı komünizm tehdidine karşı mücadele edebilmeleri ve ekonomik sorunlarını çözebilmeleri için bu iki ülke arasındaki rekabetin işbirliğine dönüşmesi gerekiyordu.

Avrupa Birliği’nin Gelişim Süreci

 

AB’nin kurulmasına yönelik ilk girişim, 1952 yılında, Fransa, Batı Almanya, Belçika, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT)’ydu.

 

AKÇT’nun kuruluş amacı, üye ülkeler arasında kömür ve çelik ortak pazarı kurmaktı.

 

AKÇT’nun kurulmasıyla birlikte o yıllara kadar siyasi ve ekonomik açıdan sağlanması düşünülen Avrupa bütünleşmesinde, ekonomik konuları ön plana çıkaran ilk somut adım atılmış oldu.

 

Avrupa Birliği’nin kurulması yolunda atılan bir diğer adım ise aynı devletler tarafından kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) oldu. AET, 1957 yılında imzalanan ve 1 Ocak 1958 tarihinde yürürlüğe giren Roma Antlaşması ile kuruldu. Merkezi Brüksel’di.

 

AB, kuruluşundan itibaren en önemli değişiklikleri ise 1987 yılından itibaren yaşanmaya başlamıştır.

 

1 Temmuz 1987 tarihinde Tek Avrupa Senedi yürürlüğe girdi. Böylece Tek Avrupa Pazarı kuruldu ve dört özgürlük (malların, kişilerin, hizmetlerin, sermayenin serbest dolaşımı) kararı alındı. Asıl bu kararın alınmasından iki yıl sonra SSCB’nin dağılma sürecine girmesi AB’nin üzerinde büyük etki yaptı.

 

Bu çerçevede 1993 yılında Maastricht Antlaşması yürürlüğe girdi. Avrupa Birliği ismi bu anlaşma ile benimsendi.

 

Bu anlaşma ile ortak dış politika ve güvenlik politikası ile yürütme ve yargı organları arasında işbirliği sağlandı. Böylece AB, ekonomik bir birlik olmaktan öte siyasal bir birlik olarak da ön plana çıkmaya başladı.

 

AB, yine 1993’de toplanan Kophenag Zirvesiyle genişleme kararı almış, ancak bu genişlemenin sürdürülebilir olması için, üye olmak isteyen ülkeler için belli kriterler belirlemiştir. Bu kriterler, Kopenhag Kriterleri olarak bilinir. 

 

 

Avrupa Birliği’nin kurumsallaşma sürecinde yaşanan bir diğer önemli gelişme, 1999 yılında yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşması ile Avrupa vatandaşlığı kavramının AB mevzuatına dâhil edilmesidir. Bu antlaşma ile Avrupa para birliğinin ve Euro’nun temelleri atılmıştır.