Daniel Bell Kimdir? Daniel Bell’in Sosyoloji Anlayışı ve Yaşamı

 

Daniel Bell Hayatı ve Sosyolojiye Katkıları

 

 

New York doğumlu olan Daniel Bell, New York City College’da ve Columbia Üniversitesi’nde öğrenim görmüştür. Gazetecilik de yapan Bell, Chicago Üniversitesi’nde asistanlık yaparak başladığı akademik kariyerine, Columbia ve Harvard Üniversitesi’nde sosyal bilimler profesörü olarak devam etmiştir.

 

 

Bell’in çalışmaları sosyolojiye özellikle toplumsal değişme, modernite, kapitalizmin gelişimi ve Batı kültürünün çatışmaları konularında önemli katkılar sağlamıştır.

 

 

Kitapları arasında İdeolojinin Sonu – The End of Ideology (1960), Sanayi Sonrası Toplumun Gelişi – The Coming of Post Industrial Society (1973), Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri – Cultural Contradiction of Capitalism (1976) yer almaktadır.

 

 

Daniel Bell’in sosyolojisinde temel amaç “kuramdan çok toplumsal çözümlemeye” ağırlık vermektir.

 

 

Büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunma eğiliminde olan bir sosyologdur. Sosyolojide bu tarz yaklaşım, toplumsal önkestirim (social forecasting) olarak adlandırılmaktadır.

 

 

Bell 1950’lerde ortaya çıkan yakınlaşma (convergence) teorisinin önde gelen temsilcilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Daniel Bell toplumsal yapıyı sosyal, politik, kültürel olmak üzere üç düzlemde incelemektedir.

 

 

Daniel Bell “ideolojinin sonu” tezinin öncülerindedir.

 

Daniel Bell ve Sanayi Sonrası Toplum

 

 

Daniel Bell “sanayi sonrası toplum” kavramının sahibi kuramcı olarak bilinmektedir. Bu kavramı kullanan ilk kişi olmasa da, kavramı ele alış biçimiyle en çok tartışma yaratan isim Daniel Bell olarak değerlendirilmektedir.

 

 

Bell sanayi sonrası toplumun çok farklı özelliklere sahip olduğunu öne sürmektedir. Sanayi sonrası toplumun genel hatları itibariyle en temel karakteristik özellikleri teknoloji, ekonomi ve toplumsal yapıda görülmektedir.

 

Ekonomi ağırlıklı olarak imalat sanayinden hizmet sektörüne kaymakta, teknolojik alanda bilim destekli sanayi merkezi önem kazanmakta, toplumsal yapıda ise yeni teknik elitlerin yükselişi ile birlikte yeni bir toplumsal tabakalaşma prensibi görülmektedir.

 

 

Sanayi toplumunda egemen olan mavi yakalı iş alanlarının yerini, artık beyaz yakalı işlerin ve işçilerin profesyonel, bilimsel ve teknik meslekler sahibi sınıflar olarak sanayi sonrası toplumun sınıfsal yapısını biçimlendirdiği gözlemlenmektedir.

 

 

Sanayi sonrası toplum teorisi bir toplumsal değişme teorisidir. Sanayi sonrası toplumun en önemli özelliklerinden birisi üretim biçiminin farklılaşmasıdır. İmalat sanayi yerini hizmet sektörüne bırakmıştır.

 

 

İkinci özellik toplumsal sınıfların yapısında gözlemlenen değişimdir. Sanayi toplumunun aksine sanayi sonrası toplumda ilk kez mavi yakalı işçilerin oranı beyaz yakalı çalışanların oranına göre düşüş göstermiştir. Sanayi sonrası toplumun bir diğer özelliği ise bilginin artan önemi olmuştur. Bilginin üretimi, kontrolü son derece önem kazanmıştır. Sanayi sonrası toplumda belirleyici olan teorik bilginin merkezi önem kazanmasıdır.

 

 

Tüm toplumların sanayi sonrası aşamaya geçememişlerdir; geçme olasılıkları da bulunmamaktadır. Sınıfsal çatışma halen geçerliliğini korumaktadır.

 

 

Mavi yakalı işçiler ile beyaz yakalı işçilerin yaptıkları işin niteliği açısından farklılık yok denecek kadar azalmıştır. Öte yandan sosyolojide geleceğe ilişkin toplumsal çıkarımlarda ya da başka bir ifadeyle önkestirimde bulunmak genellikle hem zor hem de oldukça risklidir.

 

 

Bu nedenle Bell’in teorisi kısmen fütürolojik bulunmaktadır. Daniel Bell’in sanayi sonrası toplum teorisine en bariz eleştiriler ekonomik ve endüstriyel analizine yönelik olarak yapılmıştır.

Bu makale işinize yaradı mı?
[Total: 2 Average: 5]