ABD Yönetim Şekli ve Amerika’da Başkanlık Sistemi

Genel Olarak Amerikan Siyasal Sistemi

 

Amerikan siyasal yapısının temel özellikleri Anayasacılık, Federalizm ve Başkanlık Sistemi’dir.

 

Amerika’nın kurucuları, hükümetin denetimsiz kalarak vatandaşların haklarına karşı bir tehdit oluşturmasını engellemek amacıyla kuvvetler ayrılığı sistemine yer vermişler; kuvvetler ayrılığını korumak içinse kontrol ve denge mekanizmaları geliştirmişlerdir.

 

Bu sistem altında yasama ve yürütme hemen hemen her işinde birbiriyle işbirliği yapmak zorundadır. Kongrenin çıkardığı yasalar başkan onaylayana kadar yürürlüğe girmez ve başkan dilerse bu yasayı veto edebilir.  Kongre başkanın vetosunu etkisiz kılabilmek için, kendisini oluşturan her iki meclisinde 2/3 çoğunluğuna ihtiyaç duyar.

 

Ayrıca, yasalar kongreden geçmiş ve başkanın imzasıyla onaylanmış olsa da Yüksek Mahkeme tarafından Anayasa’ya aykırı bulunabilir. Ancak Yüksek Mahkeme üyeleri de başkan tarafından senatonun onayı ile atanır. Görüldüğü gibi yasama, yargı ve yürütme organları birbirlerini kontrol edebilecek ve dengeleyebilecek yetkilerle donatılmıştır.

 

Amerika’da Yasama Organı

 

ABD’nin yasama organı Kongre’dir. Kongre iki meclisten oluşmaktadır: Temsilciler Meclisi ve Senato. 

 

Temsilciler Meclisi her eyaletin halkı tarafından iki yılda bir seçilen üyelerden oluşur. Eyaletlerin, Temsilciler Meclisi’nde kaç üye ile temsil edileceği o eyaletin nüfusuna göre belirlenir.

 

Ancak her eyaletin nüfusu ne olursa olsun en az bir üye ile temsil edilmesi anayasal güvence altındadır.

 

Senato ise hem Temsilciler Meclisine karşı bir kontrol ve denge mekanizması olarak, hem de nüfus bakımından büyük birkaç eyaletin ülke yönetimini kontrolleri altına almalarını engellemek amacıyla kurulmuştur.

 

Senato’da her eyaletin altı yıl için seçeceği ikişer Senato üyesi bulunur. Her iki yılda bir senatörlerin üçte biri yenilenir ve üçte ikisi göreve devam eder.

 

Bu düzenleme, üyelerinin tamamı her iki yılda bir seçilen Temsilciler Meclisi’nden farklı olarak Senato’yu süregelen bir kuruluş haline getirir. Senato’nun en önemli özelliği federal sistemin en mühim kısmını meydana getirmesidir.

 

Her federe devlet büyüklüğüne/küçüklüğüne bakılmaksızın Senato’ya ancak iki üye gönderebilir.

 

Amerika’da Yürütme Organı: Başkanlık Sistemi

 

ABD başkanı hem devlet başkanı hem de hükümet başkanıdır.

 

Kuvvetlerin sert ayrımına dayanan ABD siyasal rejiminde başkan, Kongre karşısında sorumsuzdur.

 

Başkan ve Kabinesinin Kongre’nin güvenoyuna ihtiyacı yoktur ve Kongre, Başkan’ı düşüremez. Buna karşılık Başkan’ında Kongreyi dağıtma yetkisi yoktur. Dolayısıyla Yasama ve Yürütme organlarının varlığı birbirinden bağımsızdır, biri diğerinin varlığını tehdit edemez.

   

Başkanlık rejiminin ortaya çıkış nedeni, 1787 Anayasası’nı yapan “Kurucu Babalar” ın, kıtada bir araya gelmiş topluluğun ulusal birliğini gerçekleştirmek için güçlü bir yürütme organının gerekliliğine inanmış olmalarıdır.

 

Ancak bu güçlü yürütme organının, özgürlükleri de tehdit etmemesi gerekiyordu. Dolayısıyla ABD’de yürütme organının aldığı şekil, devletin kurucularının özgürlük ve otorite arasında oluşturmaya çalıştıkları denge arayışının bir sonucudur.

   

Başkan ve Başkan Yardımcısının görev süresi dört yıldır ve Başkan sadece iki dönem için seçilebilir (4+4).

 

Başkan seçilirken teknik açıdan halk, başkan ve başkan yardımcısı için doğrudan oy kullanamaz, halk, her eyaletin Kongre’de bulundurduğu  temsilci ve senatör sayısı kadar ikinci seçmeni belirlemek için oy kullanır.

 

Her eyalette en çok oyu alan Başkan adayı, o eyaletteki bütün ikinci seçmen oylarını da kazanmış sayılır. Örneğin California eyaletinin Temsilciler Meclisinde 53 ve Senato’da iki üyesi vardır Dolayısıyla California eyaletinin 55 tane ikinci seçmeni vardır ve California’da en fazla oyu alan başkan adayı 55 ikinci seçmen oyunu kazanmış olur.

 

Görüldüğü üzere, bu sistemde, bir adayın ulusal düzeyde daha fazla oy oranı almasına karşılık kaybetme ihtimali vardır.

 

Örneğin, 2000 yılındaki Al Gore ve Bush arasındaki Başkanlık Seçimlerinde Al Gore, daha yüksek sayıda seçmenin oyunu almış olmasına rağmen, Bush’un daha fazla ikinci seçmenin oyunu alması nedeniyle Başkanlık yarışını kaybetmiştir. Dolayısıyla daha fazla sayıda ikinci seçmen kontenjanına sahip büyük eyaletlerde çoğunluğu kazanmak son derece önemlidir. 

   

Başkanın görevden alınması, ölümü ya da istifası halinde başkan yardımcısı başkan olur.

 

Parlamenter sistemden farklı olarak Başkanlık Hükümet Sisteminde kabinenin bir otoritesi yoktur. Bakanlar, sadece başkanın yardımcıları konumundadır.

 

Başkan Lincoln döneminde bir kabine toplantısında oylanan bir soruya bütün kabine toplantısında oylanan bir soruya bütün kabine üyeleri hayır demiş olmalarına karşın, Lincoln’ün “sekiz hayır, bir evet, evetler kazandı” demesi bu durumun güzel bir örneğidir.   

Amerika’da Parti ve Seçim Sistemi

 

Amerikan seçim sistemi dar bölge esasına dayanan çoğunluk sistemi olduğundan iki parti arasında kutuplaşan oyla üçüncü parti adayına şans bırakmamaktadır.

 

İktidar Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında gidip gelmektedir ve seçim sistemi bunların dışındaki bir partinin desteklenmesi konusunda seçmenlere cesaret vermemektedir.

 

Amerikan partilerinde ideolojik niteliğin ağır basmaması ve parti disiplininin zayıflığı Amerikan siyasal sisteminde baskı gruplarının etkinliğini arttırmasına neden olmuştur. Ayrıca birey hakları ve özgürlük odaklı Amerikan kamuoyu da baskı gruplarının oluşmasında elverişli bir siyasal kültüre sahiptir.

 

Ayrıca doğrudan doğruya yasama organı üyeleriyle görüşülerek onların çeşitli siyasal kararlar için çeşitli yollarla etkilenmeye çalışılması anlamında lobicilik faaliyetleri de ABD siyasal sisteminin geleneksel bir parçasıdır.

 

Bu faaliyetler, 1946’da resmen yasalaşmıştır ve ABD’nin gerek iç gerekse dış politikasında önemli belirleyiciliğe sahiptir.