31 Mart Olayı Nedir?

Miladi takvimle 13 Nisan 1909 tarihinde gerçekleşen 31 Mart Olayı, Osmanlı Devletinde rejim karşıtı ilk isyan olarak bilinir. Meşrutiyet rejimini ortadan kaldırmak için başlatılan bu isyan Selanik’ten gelen Hareket Ordusu tarafından bastırılmıştır. İsyanın bastırılmasının ardından yönetimde ağırlığını iyice arttıran İttihat ve Terakki Cemiyeti, Padişah II. Abdülhamit‘i tahttan indirmiş ve yerine 5. Mehmet’i (Sultan Reşat) tahta çıkarmıştır.

 

Konunun ayrıntılarına geçmeden önce 31 Mart Olayı ya da 31 Mart Vakası olarak tarihimize geçen bu olay hakkındaki temel noktaları kısaca ve maddeler halinde özetleyelim:

 

Kısaca ve Maddeler Halinde 31 Mart Olayı

 

1) 31 Mart Olayı, Miladi Takvimle 13 Nisan 1909‘da; Rumi Takvimle 31 Mart 1325‘de gerçekleşti. O dönem Rumi Takvim kullanıldığından bu olay tarihimize “31 Mart Olayı” olarak geçti.

 

2) İsyancıların temel sloganı “Şeriatı isteriz” idi. Bu durum ayaklanma boyunca dinin bir sömürü aracı olarak kullanıldığının bir göstergesidir. Bir başka ifadeyle İttihat ve Terakki düşmanları, isyanı geniş kitlelere yayabilmek adına, isyan boyunca İslamiyet’i kullanmışlardır.

 

3) 31 Mart Olayı, meşrutiyetin kazanımlarına karşı başlayan gerici bir ayaklanma olarak görülmekle birlikte, meşrutiyetle barışık olan ancak İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne karşı olan bir kesimin de için bulunduğu faaliyetler sonucunda ortaya çıktı.

 

4) İsyan duyulur duyulmaz, kendisini meşrutiyetle özdeş gören ve meşrutiyetin ilanından oldukça etkili olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin tepkisi gecikmedi. İttihat ve Terakki Cemiyeti, Selanik’te kurulan ve “Hareket Ordusu” adı verilen bir ordu ile İstanbul üzerine yürüyerek isyanı bastırdı.

 

5) İsyanın bastırılmasının ardından 27 Nisan’da toplanan Mebusan Meclisi, II. Abdülhamit‘in tahttan indirilmesine karar verdi. Böylece bir Osmanlı padişahı sadece bir Şeyhülislam fetvası ile değil, aynı zamanda halk temsilcilerinden oluşan bir meclisin elindeki dünyevi yetkiye dayanılarak da tahttan indirilmiş oldu. Bu durum, Osmanlı Devletinin egemenlik anlayışındaki değişimin önemli bir göstergesiydi.

 

6) 31 Mart İsyanının bastırılmasıyla, II. Abdülhamit’in Kanuni’den sonra en uzun olan ve 33 yıla yaklaşan saltanatı son buldu. Onun yerine Mehmet Reşat, Padişah V. Mehmet olarak tahta çıktı.

 

7) İsyanın bastırılması ve yeni padişahın zayıf kişiliği, İttihat ve Terakki’nin gücüne güç kattı. İktidar fiilen İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin eline geçti.

 

 

 

Ayrıntılarıyla 31 Mart Olayı

 

İttihat ve Terakki Cemiyeti 1908 seçimlerinden sonra iki muhalefet grubuyla mücadele etmek zorunda kaldı. Bu gruplardan ilki Prens Sabahattin’in fikirlerine dayanan Ahrar Fırkası’ydı. Ahrar Fırkası Seçim yenilgisinin ardından basın yoluyla muhalefetini şiddetlendirdi. Ancak bu muhalefete ittihatçı gazeteler de sert bir şekilde karşılık verince siyasal ortam oldukça gerildi. Tam da bu ortamda ittihatçı karşıtı olan muhalif bir gazetecinin (Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi Bey’in) vurulması, İTC aleyhine gösterilerin başlamasına sebep oldu.

İTC’ye muhalif olan ve 31 Mart olayında doğrudan etkisi bulunan ikinci muhalefet grubu ise alt düzeyde ulemadan ve tarikat şeyhlerinden oluşan dinci çevrelerden geldi. Nakşibendî şeyhi derviş Vahdetî’nin Volkan gazetesi çevresinde ve İttihat-ı Muhammedi Cemiyeti altında örgütlediği bu grup şeriat düzeni lehinde gösterilere başladı. Tüm bu muhalif ortamın etkisiyle 13 Nisan 1909 tarihinde İstanbul’daki bazı askerî birliklerin ani bir biçimde ayaklanmasıyla 31 Mart Olayı olarak adlandırılan ayaklanma başladı.

 

Bu ayaklanmaya 31 Mart Olayı denmesinin nedeni dönemin Rumi takvimine göre tarihin 31 Mart’ı göstermesiydi. İsyan sırasında İstanbul’daki Makedonya taburları subayları esir alındı. Çok sayıda medrese öğrencisi ve softa meclis binasına yürüdü. Ertesi gün bir kısım asker ve ulemanın da isyancılara katılmasıyla birlikte 31 Mart Olayı denen isyan kitlesel bir boyut kazanmış oldu.

 

İsyancılar, bazı bakanların azledilmesi, İttihatçı subayların sürgüne gönderilmesi, meclisin İttihatçı başkanı Ahmet Rıza’nın görevinden alınması, bazı İttihatçı milletvekillerinin İstanbul’dan uzaklaştırılması, şeriatın geri getirilmesi ve isyancı askerler için genel af talebinde bulundular. Hükûmet, isyanı yatıştırmak için bu taleplerin bir kısmını yerine getirdi. Kentteki İttihatçı avı nedeniyle, önde gelen İttihatçıların bir kısmı saklanmak zorunda kalırken bir kısmı da İstanbul’dan kaçtı. Ayaklanmayı çıkaranlar Ahrar Fırkası ve yüksek düzeydeki ulema tarafından kınanmış olsa da dönemin padişahı II. Abdülhamit, isyancıları açıkça kınamadığı gibi destek de veren bir açıklama da yapmadı.

 

İttihat ve Terakki Cemiyeti ise 31 Mart Olayı olarak adlandırılan isyanı meşrutiyet devrimini hedef alan karşı devrimci bir kalkışma olarak gördü. İstanbul’daki gücünü yitirmiş olsa da doğduğu Makedonya’da hâlâ gücünü koruyan İttihat ve Terakki Cemiyeti, Makedonya’daki 3. Ordu birlikleri ve gönüllülerden oluşan Hareket Ordusuyla Mahmut Şevket Paşa komutasında İstanbul’a girdi.

 

24 Nisan’da kenti işgal eden Hareket Ordusu isyanı bastırdı. 31 Mart Olayı, II. Abdülhamit’in 33 senelik saltanatının da sonunu getirdi. II. Abdülhamit, 27 Nisan’da İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından isyana destek verdiği gerekçesiyle tahttan indirildi. Yerine küçük kardeşi Mehmet Reşat Efendi padişah ilan edildi.

 

 

31 Mart Olayı hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için ayrıca şu makalelere bakabilirsiniz: